9 Mayıs 2012 Çarşamba

EURO 12 Öncesi Hakemler & UEFA Workshop İzlenimleri

Spor Toto Süper Lig’in sona ermesi ile futbolseverlerin gözleri Polonya ile Ukrayna ev sahipliğinde gerçekleşecek olan Avrupa Futbol Şampiyonası'na çevrilecek. Türkiye’mizin katılamaması nedeni ile belki içimiz buruk olacak fakat çok stresli geçen lig sonrası tatile girmeden önce bir rejenerasyon antrenmanı tadında olacağı kesin…
Futbol takımımız katılmasa da bizi turnuvada temsil eden bir takım orada olacak.  Uzun yıllar sonra Avrupa Futbol Şampiyonası'nda  ülkemizi temsilen hakemlerimiz turnuvada boy gösterecek. Cüneyt Çakır, Hüseyin Göçek, Bülent Yıldırım,  Bahattin Duran ve Tarık Ongun... Bu hakemlerimize ilaveten yedek yardımcı hakem olarak seçilen Mustafa Emre Eyisoy’un da katılımı ile 6 hakemimizle Varşova’da yapılan “Hakem Çalışmasında” bir arada olduk. Bu arada Almanya'yı temsilen turnuvaya ilave yardımcı hakem olarak Deniz Aytekin isimli Türk hakemin katılacağını da belirtmeliyim.
Şampiyona öncesinde yapılan bu son çalışmaya Avrupa’nın tüm ülkelerinin medya kuruluşları büyük ilgi gösterirken, Türkiye’den sadece Lig TV’yi temsilen biz oradaydık. Turnuvanın yayıncısı da olmadığımız düşünülürse bu oradaki UEFA yetkililerini ve hakemleri biraz şaşırttı. Bizim yanıtımız basitti, futbol nerede biz oradayız…
80 hakemin katılımı ile gerçekleşen workshopta, 2 Mayıs, basına açık bırakılan gündü. İşte bu yazıda bu güne dair izlenimlerimi ve Şampiyona öncesinde Pierluigi Collina tarafından aktarılan son gelişmeleri özetlemeye çalışacağım.
Atletik Test


Güne oldukça erken başladık… 02 Mayıs sabahı saat 08:00’de Varşova merkezde bulunan “Agrikola Stadyumu'nda" yapılacak olan atletik test için yerimizi aldık. Bu test Şampiyona öncesinde yapılan son test olması nedeni ile önemliydi.  Bu atletik testi geçemeyen hakemler Şampiyonada görev yapma şansını da kaybedecekti.  Hakemler kaldıkları Hilton Oteli'nden gruplar halinde stadyuma getirildi. Cüneyt Çakır, diğer 11 Elit hakem ile birlikte ilk gruptaydı.

Bize görüntü almamıza izin verilen 08:50 saatinden sonra stadyumdan çıkmamız söylendi. Bu saatten sonra da atletik teste geçildi. Sonrasında öğrendik ki seminere katılan 79 hakem testi başarı ile tamamlarken bir yardımcı hakem sakatlanarak diskalifiye oldu ve turnuvada olma şansını kaybetti. Ülkemizi temsilen orada olan 6 hakemimiz de başarı ile testi tamamladı.

Konu atletik test olunca Cüneyt Çakır’a ayrı bir paragraf açmak şart… Cüneyt’in atletik göstergeleri harika. Yeni test sistemine göre [YO-YO] hakemler test süresince taktıkları polar saatler ile vücutlarından toplanan datalar üzerinden de değerlendiriliyor. Yani sadece istenen sürede istenen mesafeleri katetmek yetmiyor. Aynı zamanda istenen nabız sayısını yakalamak, vücudun koşunun bırakıldığı anda kendini toparlamasını sağlamak gerekiyor. Tabi bu da düzenli bir beslenme ve antrenman, sağlıklı yaşam ve sporcuya yakışan bir hayat şekli ile sağlanabiliyor. İşte Cüneyt’in verileri UEFA Hakem Komitesi tarafından hayranlıkla anlatılıyor. Bu da bizlere büyük gurur veriyor.
Agrikola Stadyumu'ndan sonra rotamız tekrar Hilton Oteli’ydi. Saat 11:30’da UEFA Hakem Komitesi Başkanı Pierluigi Collina tarafından düzenlenecek olan basın toplantısına katıldık. Bu toplantıda son derece önemli konulara değinildi.

İşte bu toplantıda değinilen konular özetle şu şekilde:
Collina basın toplantısını açarken sabah atletik testte başarıya ulaşan tüm hakemleri tebrik etti.
“Biz sadece kuralları bilen hakemler değil, aynı zamanda fit, sportmen atletler istiyoruz” söylemi ile atletik testlere verdiği önemi vurguladı ve basın toplantısına başladı.
Maçlarda Kaç Hakem Görev Yapacak?
Futbolun kural koyan kurumu IFAB’ın (International Football Association Board) kararı ile Avrupa Futbol Şampiyonası EURO 2012’de ilave yardımcı hakemler (5 ve 6. Kale arkası hakemleri) de kullanılacaktır.  
Polanya ve Ukrayna’da gerçekleşecek olan toplam 31 maçta, hakem, 2 yardımcı hakem, 4. hakem, 2 ilave yardımcı hakem ve yedek yardımcı hakemden oluşan 7 kişilik hakem takımı görev yapacaktır. Bu yeni bir uygulama çünkü mevcut uygulamada yedek yardımcı hakem bulunmuyor. Herhangi bir sakatlık durumunda 4. Hakem görevi devralıyordu. Yardımcı hakemlerin artan sorumlulukları ve modern futbolda yardımcı hakemlerin önemi nedeni ile UEFA, sakatlanan bir yardımcı hakemin yerine, yardımcı hakemlikte uzmanlaşmış bir yedek hakemin  görev almasının daha doğru olduğunu düşünüyor. Bu nedenle EURO 2012 boyunca bir yardımcı hakem sakatlanırsa yerine 4. Hakem değil, yedek yardımcı hakem geçecek.

Hakemin sakatlanması durumunda ise mevcut uygulamada 4. Hakem görevi devralıyor. IFAB’dan alınan özel izin ile EURO 2012 süresince olası bir sakatlık durumunda hakemin yerine 4. Hakem geçebileceği gibi, ilave yardımcı hakemlerden kıdemli olanı da geçebilecek. Bu konudaki kararı UEFA hakem komitesi verecek.
Hakem Seçim Süreci, Kriterler & Zaman Planı
UEFA Hakem komitesi 20 Aralık 2011’de EURO 2012’de görev yapacak 12 hakemi seçti. Bu seçim yapılırken 3 kritere göre değerlendirme yapıldı:
* Performans *Tecrübe  *Esneklik
Pereformans ve tecrübenin ne anlama geldiği zaten aşikar. Esneklik ile anlatılmak istenen ise şu: Turnuvaya katılan takımların ülkelerinden sadece bir hakem almaya karar vermişler. Bunun nedeni ülkelerin maçlarına o ülkenin hakemini veremeyecekleri için hakem atamalarında esnek karar verme şansını yakalamak.  EURO 2016’ya katılacak takım sayısı 16’dan 24’e çıkacağı için muhtemelen 12 olan hakem sayısı da min. 16’ya yükseltilecek. Bu durumda aynı ülkeden birden fazla hakem çağırma durumu da söz konusu olabilir.
30 Ocak – 3 Şubat 2012 tarihleri arasında Antalya’da düzenlenen UEFA’nın yıllık “kış semineri” sırasında hakemler fiziksel antrenman talimatları ve teknik  talimatlar aldılar.  Bu seminerde hakemlere takip etmeleri istenen bir antrenman programı verildi. Polar saatler ile yapılan antrenmanlar sonlarında, hakemler, polar saat verilerini bilgisayarlarına aktararak düzenli olarak bu verileri UEFA Hakem komitesi ile paylaştılar. Bu veriler üzerinden yapılan bilimsel tetkikler ile hakemlerin antrenman programları geliştirildi, değiştirildi ya da aynen devam ettirildi.
Şubat – Nisan 2012 tarihleri arasında yapılan UEFA maçlarında (Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi) hakemlerin performasları, hakem komitesi tarafından yakından takip edildi.
27 Mart 2012’de UEFA, EURO 2012’de görev yapacak yardımcı ve ilave yardımcı hakemleri açıkladı.
30 Nisan – 3 Mayıs 2012 süresince şu an size aktarımlarımı yazdığım UEFA hakem hazırlık semineri Varşova’da düzenlendi.  Burada tüm hakemler beraber antrenman yaptılar, son atletik teste tabi tutuldular ve 3 günde 16 saat süren toplantılar sonucunda son talimatları aldılar.
4 Haziran 2012’de hakemler turnuva boyunca kalacakları Varşova Hilton’a yerleşecekler. Turnuva süresince burada kalacaklar, maçlara buradan gidecek ve maç sonunda tekrar buraya dönecekler. Kısacası karargah burası olacak.
20 Haziran 2012'de UEFA Hakem Komitesi Final safhası için kalacak hakemleri seçecek. Diğer hakemler ülkelerine dönerken seçilen hakemler turnuva sonuna kadar burada kalmaya devam edecek.
Hakemlere Anlatılan Teorik Konular:
Yapılan hakem workshopında üzerinde önemle durulan konular şunlar:
1.       Mücadeleler:    Özellikle sakatlık riski taşıyan hiçbir müdahaleye izin verilmeyecek.
2.      Elle Oynamalar: Neyin elleme oynama, neyin çarpma olduğu konusunda son talimatlar verildi.
3.      Ofsayt: Sezon başından beri ülkemizde de tartışılan, Avrupa uygulamasında farklılık gösteren ofsayt uygulamaları ile ilgili son talimatlar verildi. Özellikle pasif ofsayt, oyuna müdahale vs. UEFA Yardımcı hakemlere büyük önem veriyor. Bu nedenle gelmiş geçmiş en deneyimli yardımcı hakemlerden Philip Sharp (İngiltere) turnuva boyunca hakemlerle beraber kalarak onlara koçluk ve mentörlük yapmaya devam edecek.
4.      İtiraz için hakemin etrafını saran oyuncular: UEFA bu ve bundan sonraki maddeye büyuük önem veriyor. Bir takım oyuncuların itiraz etmek için hakemin etrafını sarmaları durumunda en az 2 ve fazlası sarı kartın çıkması isteniyor.
5.      Şiddetli İtirazlar: Bireysel olarak şiddetli itiraz eden oyunculara asla taviz verilmemesi gerekliliği hakemlere iletildi. En az sarı kart verilecek…
6.     Takım Çalışması: Artık hakem ekibi 7 kişiden oluşuyor. Bu nedenle bu kişiler arasındaki koordinasyonun sağlanması son derece önemli.
UEFA, turnuva boyunca hakemlerin, oyuncuların ve teknik direktörlerin aynı dili konuşmalarını istiyor. Yukarıdaki maddelerle ilgili hakemlere verilen talimatlardan oluşan 14 video klipten oluşan bir dvd hazırlatıldı. Bu dvd’ler, UEFA Hakem Komitesi üyelerince, tunuvaya katılacak olan 16 takımın kamplarına götürülecek. Oyunculara ve teknik adamlara açıklamalı olarak anlatılacak. Bu şekilde, hakemlere verilen talimatların aynen futbolculara da aktarımı sağlanarak, saha içinde hakem kararlarına daha anlayışlı olmaları amaçlanıyor…
Bu toplantı hakemlerin turnuva sonuna kadar medya ile iletişim kurmalarına izin verilen son toplantıydı. Bundan böyle turnuva sonuna kadar konuşmaları yasak.
Umarım, özellikle bizi temsilen orada bulunmaya hak kazanan hakemler için güzel bir turnuva geçer. Bu turnuva Türk hakemliği için bir amaç değildi, başlangıçtı. Bunu başardılar. Umarım bundan böyle bu büyük turnuvalarda sürekli boy gösterirler… Allah yardımcıları olsun…

Turnuva öncesinde bu blogdan her gün bir hakem hakkında detaylı bilgi vermeye çalışacağım. Umarım hakemlik ile ilgilenen futbolseverler için yararlı bir çalışma olmuştur. Aşağıda EURO 2012’de görev yapacak hakem listesini bulabilirsiniz.
Bu yazıda kullanılan resimlerin izin alınmadan –ticari (gazete, prof. internet sitesi, tv, mobil vs)- kullanılmamasını rica ederim. Dileyen herkes blogunda, twitterinde ticari olmayan şekilde kullanabilir.
EURO 2012 Hakem Listesi:
İngltere:
Hakem:                                            Howard Webb
Yardımcı Hakem 1:                         Michael Mullarkey
Yardımcı Hakem 2:                         Peter Kirkup
Yedek Yardımcı Hakem:                Stephen Child
İlave Yardımcı Hakem 1:               Martin Atkinson
İlave Yardımcı Hakem 2:               Mark Clattenburg
 Fransa:
Hakem:                                            Stéphane Lannoy
Yardımcı Hakem 1:                         Eric Dansault
Yardımcı Hakem 2:                         Frédéric Cano
Yedek Yardımcı Hakem:                Michael Annonier
İlave Yardımcı Hakem 1:               Fredy Fautrel
İlave Yardımcı Hakem 2:               Ruddy Buquet
Almanya:
Hakem:                                          Wolfgang Stark
Yardımcı Hakem 1:                       Jan – Hendrik Salver
Yardımcı Hakem 2:                        Mike Pickel
Yedek Yardımcı Hakem:                Mark Borsch
İlave Yardımcı Hakem 1:               Florian Meyer
İlave Yardımcı Hakem 2:               Deniz Aytekin
Macaristan:
Hakem:                                          Viktor Kassai
Yardımcı Hakem 1:                        Gabor Eros
Yardımcı Hakem 2:                        György Ring
Yedek Yardımcı Hakem:                Robert Kispal
İlave Yardımcı Hakem 1:               Istvan Vad
İlave Yardımcı Hakem 2:               Tamâs Bognar
İtalya:
Hakem:                                           Nicola Rizzoli                                    
Yardımcı Hakem 1:                         Renato Faverani             
Yardımcı Hakem 2:                         Andrea Stefani
Yedek Yardımcı Hakem:                Luca Maggiani
İlave Yardımcı Hakem 1:               Gianluca Rocchi
İlave Yardımcı Hakem 2:               Paolo Tagliavento
Hollanda:
Hakem:                                           Bjorn Kuipers   
Yardımcı Hakem 1:                        Sander Van Roekel
Yardımcı Hakem 2:                        Erwin Zeinstra                 
Yedek Yardımcı Hakem:               Norbertus Simons         
İlave Yardımcı Hakem 1:               Paulus Van Boekel
İlave Yardımcı Hakem 2:               Richard Liesveld
Portekiz:
Hakem:                                            Pedro Proenca Oliveira Alves Garcia                     
Yardımcı Hakem 1:                        Bertino Cunha Miranda
Yardımcı Hakem 2:                        Ricardo Jorge Ferrira Santos
Yedek Yardımcı Hakem:                Jose Tiago Garcias Bolinhas Trigo
İlave Yardımcı Hakem 1:               Manuel Jorge Neves Moreira De Sousa
İlave Yardımcı Hakem 2:               Duarte Nunp Pareira Gomes
İskoçya:
Hakem:                                             Craig Alexander Thomson                                         
Yardımcı Hakem 1:                         Alasdair Ross                    
Yardımcı Hakem 2:                         Derek Rose       
Yedek Yardımcı Hakem:                 Graham Chambers
İlave Yardımcı Hakem 1:               William Collum
İlave Yardımcı Hakem 2:               Euan Norris
Slovenya:
Hakem:                                             Damir Skomina
Yardımcı Hakem 1:                          Primoz Arhar
Yardımcı Hakem 2:                          Marko Stancin
Yedek Yardımcı Hakem:                 Matej Zunic
İlave Yardımcı Hakem 1:               Matej Jug
İlave Yardımcı Hakem 2:               Slavko Vincic
İspanya:
Hakem:                                             Carlos Velasco Carballo                               
Yardımcı Hakem 1:                          Roberto Alonso Fernandez
Yardımcı Hakem 2:                          Juan Carlos Yuste Jiménez
Yedek Yardımcı Hakem:                  Jesus Calvo Guadamuro
İlave Yardımcı Hakem 1:               David Fernandez Borbalan
İlave Yardımcı Hakem 2:               Carlos Clos Gomez
İsveç:
Hakem:                                            Jonas Eriksson                                 
Yardımcı Hakem 1:                          Stefan Wittberg
Yardımcı Hakem 2:                          Mathias  Klasenius
Yedek Yardımcı Hakem:                Fredrik Nilsson
İlave Yardımcı Hakem 1:               Markus Strömbergsson
İlave Yardımcı Hakem 2:               Stefan Johannesson
Türkiye:
Hakem:                                          Cüneyt Çakır                                    
Yardımcı Hakem 1:                       Bahattin Duran
Yardımcı Hakem 2:                       Tarık Ongun
Yedek Yardımcı Hakem:              Mustafa Emre Eyisoy
İlave Yardımcı Hakem 1:               Hüseyin Göçek
İlave Yardımcı Hakem 2:               Bülent Yıldırım
4. Hakemler:
Çek Cumhuriyeti:                             Pavel Kralovec
Norveç:                                             Tom Harald Hagen
Polonya:                                            Marcin Borski
Ukrayna:                                           Viktor Shvetsov
 Yedek Yardımcı Hakemler:
İrlanda Cumhuriyeti:                      Damien MacGraith
Polonya:                                         Marcin Borkowski
Slovakya:                                       Roman Slysko
Ukrayna:                                       Oleksandr Voytyuk

8 Mayıs 2012 Salı

Serenay Sarıkaya by Zümrüt Elif Koçyiğit

FOX TV'de yayınlanan "Lale Devri" dizisinin, 05 Mayıs 2012 tarihli bölümünde Serenay Sarıkaya tarafından taşınan Zümrüt Elif Koçyiğit kıyafeti...





Zümrüt Elif Koçyiğit'i takip etmek için: twitter.com/zumrutelif

9 Nisan 2012 Pazartesi

Siyah Ceketin Sol Cebindeki İğne Delikleri

Bülent (Timurlenk) abimin Aceto blogda Temel Özalak'ın vefatı sonrası kaleme aldıklarını bugün sevgili Zeynep (Acar) vasıtası ile okudum da... Budur be abi...

http://acetobalsamico.blogspot.com/2008/02/temel-abi-de-gitti.html

yoksa birden fazla siyah ceketin; çoksa, çoğalıyorsa gittiğin cenazeler yıllar geçtikçe. camiiden çıktığında yakandan alıp da cebine koyduğun rahmetlinin fotoğrafını ne yapacağını bilmiyorsan, sadece eş dost akraba değil; sevdiğin ama tanımadığın insanların da cenazesinde son bir veda ediyorsan; artıyor bu iğne delikleri. hani bazı kumaşlar tutmuyor da o delikleri, bazıları tutuyor işte. delik deşik oluyor siyah ceketin sol yakası. iğne deliklerine bakıp hangisi hangi cenazeden diye de çıkartamıyorsun anasını satim.

ölüyorlar

delik deşik oluyorsun

hem siyah ceketin

hem de sen..
 
Bu kelimelerin üstüne laf olur mu...Eline, kalemine sağlık ağabey...
 

4 Nisan 2012 Çarşamba

Sunay Akın Üstadımızdan Harika Bir Yazı

PEARL HARBOUR, ANKARA GEMİSİ, ÇORLULU ALİ PAŞA CAMİİ ŞADIRVANI...

Pearl Harbour'u bilirsiniz herhalde...
Bilmeyenlere de geçen yıllarda filmi öğretti. Japon uçakları Amerikan donanmasını bir sabah ansızın bastılar ve tam 96 zırhlıyı batırdılar...

Oysa Hawaii'deki bu limanda, 97 donanma gemisi vardı..

Birine dokunmadılar. .

Niye?

Çünkü o geminin tepeden bakılınca bembeyaz görünen güvertesinde bir kızıl haç vardı... O hastane gemisi idi... Bombalar ve kamikazelerle dalan Japon uçakları hastane gemisine dokunmadılar. Çünkü o gemi orada, öldürmek değil, yaşatmak için demirliydi..

Adi Solace...

Türkçesi Teselli... Üzüntü azaltan...

Solace savaş boyu Amerikalı annelerin üzüntüsünü azalttı.

Tam 25 bin genci ölümden kurtardı, Amerika'ya taşıdı... Ülke limanlarına her gelişinde, umutla mutsuzluk karmaşasındaki kafaları ile anneler iskeleye koştular...
"Benim oğlum da geldi mi?.."

Savaş sonrası hayatlarını Solace sayesinde kurtaran gençler bir dernek kurar ve bir madalya yaparlar... Üzerinde Solace'nin kabartması olan bir madalya... Ve bunu gururla takarlar...

Devlet rahatsız olur...

İkinci Dünya Savaşı'ndan böyle savaş karşıtı bir sonuç çıkar mı?..

Solace gemisini yok etmeye karar verirler...

Gemi sapasağlam...

Pırıl pırıl... Jilet olur mu?..

Savaş sonrası yere serilmiş ekonomi her dolara muhtaç... Uzak bir ülkeye satarlar.. Makyajını değiştirip bambaşka bir amaçla kullanması için...

O uzak ülke...  Türkiye...

Yok yahu!..

O gemi, ünlü "Ankara"!..

Hastane gemisinden transfer gezi gemisi Ankara...

Vay canına!..

Türkiye, bugün Amerikalılar için belki de hac yeri olacak, Gelibolu'nun Anzaklar'ı çektiği gibi bir turizm anıtına dönüşecek Solace'nin kıymetini bilmez..

Şefik Kaptan'la yaptığı Avrupa seferleri dillere destan olan Ankara sonunda ihtiyarlar ve jilet yapılmak üzere hurdacılara teslim edilir...

1980'li yılların başında Ankara, İzmir'de sökülürken, yılların söktüğü bir eski anıt da İstanbul'da dikilmektedir.

HaliÇ Tersanesi'ndeki Çorlulu Ali Paşa Camisi'nin şadırvanı...

Restorasyon gelir çatıda takılır...

Çatı kurşun...

Kıtlık yılları..

Kurşun yok...

Etibank dahi geri çevirir...

"Kurşun yok..."

Şadırvan çatısız kalacak...

Dört bir yana duyururlar..

"Kimde kurşun varsa..."

Aliağa'da Ankara'yı söken hurdacılardan haber gelir...

"Gelin bizde var,alın..."

Bre aman...

Gemide kurşun olmaz... Ankara'da niye olsun...

Çaresizler ya... Gider bakarlar...

Gerçekten Ankara'nın sayısız kamaralarından biri, tamamen kurşunla kaplı...

Niye?...

Çünkü burası Solace'nin röntgen odası...  Radyasyonun dışarı sızmaması lazım...

Şimdi yolunuz Haliç'e düşerse, Çorlulu Ali Pasa şadırvanından bir tas su içerseniz, ya da yüzünüze iki avuç su atarsanız serinlemek için, unutmayın...

Çatısına da bakın... Orada, ikinci Dünya Harbi'nde, Pearl Harbour'da Japonlar'ın batırmadığı tek gemiden bugüne kalan son izleri göreceksiniz. ..

Sunay AKIN

26 Mart 2012 Pazartesi

"Süper Final" Sonunda Hangi Takım Hangi Kupaya Katılacak?



Süper Final dönemi sonrası hangi takım hangi kupaya katılacak?

Süper Final Şampiyonluk Grubu’nu (İLK 4)

1. Bitiren takım SPOR TOTO SÜPER LİG ŞAMPİYONU olacak ve direkt olarak ŞAMPİYONLAR   
     LİGİ GRUPLARINA katılacak.
2. Bitiren takım Şampiyonlar Ligi Ön Eleme turunu katılacak.
3. Bitiren takım UEFA Avrupa Ligi’ne tek ön eleme oynayarak katılma şansı elde edecek.
4. Bitiren takım, alt gurubun birincisi ile tek maç üzerinden oynanacak bir final maçı sonrası UEFA
    Avrupa Ligi’ne iki ön eleme oynayarak katılma şansı elde edecek.

Süper Final Avrupa Ligi Grubu (5-8. Takımlar)

1. Bitiren takım üst grubun dördüncüsü ile tek maç üzerinden oynanacak bir final maçı sonrası UEFA Avrupa Ligi’ne iki ön eleme oynayarak katılma şansı elde edecek.

Ayrıca, Türkiye Kupasını kazanan takım, UEFA Avrupa Ligine direkt olarak katılacak.

Eğer, Türkiye Kupasını kazanan takım, Süper Final Şampiyonluk grubunu Şampiyon ya da 2. Olarak bitiren takım olursa, Şampiyonluk Grubunun 4. ile, Avrupa Ligi Grubunun 1. Arasındaki tek maçlık final oynanmayacak.
Bu durumda:

Süper Final Şampiyonluk Grubu’nu (İLK 4)

3. Bitiren takım UEFA Avrupa Ligi’ne DOĞRUDAN katılma şansı elde edecek.
4. Bitiren takım UEFA Avrupa Ligi’ne tek ön eleme oynayarak katılma şansı elde edecek.

Süper Final Avrupa Ligi Grubu (5-8. Takımlar)

1. Bitiren takım UEFA Avrupa Ligi’ne iki ön eleme oynayarak katılma şansı elde edecek.

19 Mart 2012 Pazartesi

Play Off'da Puan Eşitliği Olması Halinde

Spor Toto Süper Lig'de bu sezon uygulanmaya başlayan Play Off aşamasında, bir ya da birden fazla takımın puan eşitliği olması durumunda nasıl bir puan hesabı yapılacak?

İşte Spor Toto Süper Lig Statüsünde bu durum ile ilgili madde:

PLAY-OFF GRUPLARI MÜSABAKALARI SONUNDA PUAN EŞİTLİĞİ HALİNDE UYGULANACAK ESASLAR:

(A) İki takımın puanlarının eşitliği halinde;
I. Kendisine yarım puan eklenen takım varsa bu takım sıralamada bir altta yer alacaktır.
II. Bu durum söz konusu değil ise, takımların Lig Grubunda ve Play-Off Gruplarında birbiriyle oynadıkları toplam 4 müsabakadaki puan üstünlüğüne bakılır.
III. Takımların kendi aralarındaki Lig Grubu ve Play-Off Grupları müsabakalarında puan eşitliği varsa, kendi aralarındaki bu müsabakalardaki gol averajına bakılır. Kendi aralarındaki maçlarda atılan gollerde eşitlik varsa, deplasmanda fazla gol atan takım üstün sayılmaz.
IV. Takımların kendi aralarındaki Lig Grubu ve Play-Off Grupları müsabakalarında puan ve gol eşitliği devam ediyorsa, 34 hafta oynanan Lig Grubundaki puan sıralamasında üstte olan takım üstte yer alacaktır.

(B) Üç takımın puan eşitliği halinde;
I. Kendisine yarım puan eklenen bir takım varsa bu takım sıralamada en altta yer alacaktır. Bu durumda sıralamada üstte yer alacak iki takım (A) bendine göre belirlenir.
II. Kendisine yarım puan eklenen iki takım varsa kendisine puan eklenmeyen takım üstte yer alır; kendilerine puan eklenen takımlar arasındaki sıralama ise (A) bendine göre belirlenir.
III. Kendisine yarım puan eklenen veya eklenmeyen üç takım varsa bu halde takımların Lig Grubunda ve Play-Off Gruplarında birbiriyle oynadıkları müsabakalardaki puan üstünlüğüne bakılır.
IV. Takımların kendi aralarındaki Lig Grubu ve Play-Off Grupları müsabakalarında puan eşitliği varsa bu müsabakalardaki gol averajına bakılır. Kendi aralarındaki maçlarda atılan gollerde eĢitlik varsa, deplasmanda fazla gol atan takım üstün sayılmaz.
V. Takımların kendi aralarındaki Lig Grubu ve Play-Off Grupları müsabakalarında puan ve gol eĢitliği devam ediyorsa, 34 hafta oynanan Lig Grubundaki puan sıralamasına göre üstte olan takım üstte yer alacaktır.

(C) Dört takımın puan eşitliği halinde;
I. Kendisine yarım puan eklenen bir takım varsa bu takım sıralamada en altta yer alacaktır. Bu durumda sıralamada üstte yer alacak üç takım (B) bendine göre belirlenir.
II. Kendisine yarım puan eklenen iki takım varsa bu takımlar sıralamada diğer iki takımın altında yer alır. Üstte yer alan iki takım ve altta yer alan iki takım arasındaki sıralama ise (A) bendine göre belirlenir.
III. Kendisine yarım puan eklenen üç takım varsa bu takımlar sıralamada diğer takımın altında yer alır. Diğer takımlar arasındaki sıralama ise (B) bendine göre belirlenir.
IV. Kendisine yarım puan eklenen veya eklenmeyen dört takım varsa bu halde takımların Lig Grubunda ve Play-Off Gruplarında birbiriyle oynadıkları müsabakalardaki puan üstünlüğüne bakılır.
V. Takımların kendi aralarındaki Lig Grubu ve Play-Off Grupları müsabakalarında puan eĢitliği varsa, bu müsabakalardaki gol averajına bakılır. Kendi aralarındaki maçlarda atılan gollerde eşitlik varsa, deplasmanda fazla gol atan takım üstün sayılmaz.
VI. Takımların kendi aralarındaki Lig Grubu ve Play-Off Grupları müsabakalarında puan ve gol eşitliği devam ediyorsa, 34 hafta oynanan Lig Grubundaki puan sıralamasına göre üstte olan takım üstte yer alacaktır.

13 Mart 2012 Salı

10.000 Kişilik Muhteşem Koro

Klasik müzik severler için muhteşem bir çalışma.

10.000 kişiden oluşan muazzam bir klasik müzik korosu, harika bir orkestra...
Bu topluluk Ludwig van Beethoven'ın muhteşem eserlerinden biri olan 9. Senfoniyi okursa ne olur?

Buyrun cevabı:
http://www.youtube.com/embed/paH0V6JLxSI

6 Aralık 2011 Salı

Renkler Herkes İçindir

Bu linki tıklayıp, içerideki filmi izleyerek bir görme engellinin hayatına renk katabilirsiniz.

http://renklerherkesicindir.com/

Not: Türkiye'de 700.000 görme engelli vatandaşımız yaşıyor.

8 Ekim 2011 Cumartesi

1. Ödüllü Soru Detaylı Cevap

Hakemler maç yönetimleri sırasında "diyagonal koşu sistemi" adı verilen bir koşu sistemini kullanılar. Bu sistem tarih içerisinde çeşitli varyasyonlara uğramışsa da çok büyük bir değişim görmemiştir.


6 hakemin kullanıldığı maçlarda ise hakemin, yardımcı hakemin karşısında kale çizgisine kadar inmemesi istenmeye başladı. Bu tarz bir çok hakemi zorladı çünkü 6 hakem uygulaması sadece bazı turnuvalarda uygulanıyor. Bu uygulama  yerel liglerde uygulanmıyor.

Örneğin Howard Webb, Şampiyonlar Ligi maçları sırasında kale çizgisine kadar inmeden bir koşu sistemi geliştirirken, İngiltere Premier Lig'de yönettiği maçlarda geleneksel koşu sistemini uygulamak zorunda kalıyordu.

Bunu o kadar basit görmeyin... Koşu sistemleri ve bu sisteme alışıklık bir hakemin başarısında büyük pay sahibidir. Bu sistemi iyi uygulayan hakemler pozisyon yakalamada, yer almada çok daha iyi bir performans gösterirler. UEFA'da üst düzey maç yöneten hakemlerinin, yerel liglerde yönettikleri maçlarda bu sıkıntıları yaşadığını gözlemleyen UEFA, ilave yardımcı hakemin yerini değiştirerek, yardımcı hakem tarafına aldı. Bu şekilde hakem geleneksel koşu sistemini kullanacak, böylece yerel liglerde kullanılan koşu sistemi aynen bu maçlarda da kullanılabilecek.

Tabi yardımcı hakem tarafına alınan ilave yardımcı hakemin bana göre verimliliği ciddi anlamda düşecek. Yani diğer tarafta bana göre çok daha etkili bir yardım sağlayabilirlerdi hakeme. UEFA'da  tüm bu etkenler ışığında denemelerini yapmaya devam edecek. 

Twitter üzerinden Ödüllü Yarışma - 1

Twitter üzerinden yaptığım bu ilk ödüllü yarışmaya dileyen herkes katılabilir elbette; ama kazanmak için bir şartım var. Futbol endüstrisinde çalışmamak ve hakem olmamak.

Soracağım soruyu cevaplayanlar arasında ilk doğru cevabı bilen kişiye tuttuğu takımın formasını hediye edeceğim. Becerebilirsem de, kazanan kişinin talebi doğrultusunda formayı, o takımdan istenen bir kişiye imzalatacağım :) Bu bir taahhüt değil ama büyük ihtimal yapabilirim sanıyorum.

İşte soru:

UEFA, bir kaç yıldır bazı turnuvalarda 6 hakemli sistemi uygulatıyor.  Bu seneye kadar ilave hakemler, sahaya aşağıdaki gibi yerleşiyorlardı. Görev yaptıkları yarı sahanın kale çizgisi üzerinde, kalenin yardımcı hakeme uzak tarafında...
















Bu sezon başından itibaren ise, kale arkasında görev yapan ilave yardımcı hakemin görev yeri değiştirilerek aşağıdaki şekilde uygulanmaya başlandı.
















Ben UEFA'nın neden bu değişikliğe gerek duyduğunu soruyorum. Normal olarak eski yerleşim çok daha mantıklı. Yardımcı hakemin gözünden kaçabilecek bir penaltı, korner, aut daha kolay oradaki bir ilave yardımcı hakem tarafından görülebilirdi. Ama buna rağmen UEFA ilave yardımcı hakemi yardımcı hakem tarafına taşıdı, SİZCE NEDEN?

Unutmayın, cevapları twitterdan yazmalısınız.
Bol şans...

6 Haziran 2011 Pazartesi

TFF Genel Kurul Tarihi Açıklandı

Türkiye Futbol Federasyonu, Medya İletişim Departmanı tarafından yapılan açıklama şu şekilde:

TFF Genel Kurulu 29 Haziran’da yapılacak
Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu, TFF Statüsü'nün 27. maddesi hükmü gereğince 01.06.2010 – 31.05.2011 dönemi ile ilgili olarak Olağan Genel Kurul ve Seçim Genel Kurulu’nun 29 Haziran 2011 Çarşamba günü saat 11.00'de, çoğunluğun sağlanamaması halinde ikinci toplantının aynı gündem ve delege tam sayısının asgari üçte biri ile 30 Haziran 2011 Perşembe günü aynı saatte; ikinci toplantıda da çoğunluk sağlanamadığı takdirde üçüncü toplantının aynı gündemle, çoğunluk aranmaksızın 7 Temmuz 2011 Perşembe günü aynı saatte Ankara’da yapılmasına, Genel Kurul işlemlerinin Kanun ve Statü hükümlerine uygun olarak ikmaline karar verdi.

Premier Lig Kupası ile Geleneksel Poz

Manchester United'ın kazandığı, Barclays Premier League 2010/11 Şampiyonluk Kupası ile, geleneksel  PL Workshop pozu  :)

1 Haziran 2011 Çarşamba

Beko Basketbol Ligi Final Serisi Maçları

Galatasaray CC'un, Banvit önünde farklı kazandığı maçın ardından, 26 sene sonra Basketbol Ligi finalini Galatasaray ile Fenerbahçe oynayacak. 0-0 başlayacak final serisi maçları şu şekilde:

04 Haziran 2011 Fenerbahçe Ü vs. Galatasaray CC - Sinan Erdem
06 Haziran 2011 Fenerbahçe Ü vs. Galatasaray CC - Sinan Erdem
09 Haziran 2011 Galatasaray CC vs. Fenerbahçe Ü - Abdi İpekçi
11 Haziran 2011 Galatasaray CC vs. Fenerbahçe Ü - Abdi İpekçi
14 Haziran 2011 Fenerbahçe Ü vs. Galatasaray CC - Sinan Erdem
17 Haziran 2011 Galatasaray CC vs. Fenerbahçe Ü - Abdi İpekçi
19 Haziran 2011 Fenerbahçe Ü vs. Galatasaray CC - Sinan Erdem

7 maç üzerinden oynanacak seride, 4 galibiyet elde eden takım Beko Basketbol Ligi'nin 2010-11 sezonu şampiyonu olacak. Final serisinin bu heyecan dolu maçları SPORMAX ekranlarında olacak.

22 Mayıs 2011 Pazar

Beko Basketbol Ligi Yarı Final Maçları

Son yarı finalistin de belirlenmesinin ardından Beko Basketbol Ligi'nde oynanacak yarı final karşılaşmaları şekillendi. Buna göre yarı final karşılaşmaları:

Fenerbahçe Ülker vs Efes Pilsen 24 Mayıs Salı saat 20:00

Banvit vs Galatasaray Cafe Crown 25 Mayıs Çarşamba saat 20:00

Seride 2. maçların programı da şu şekilde:

Banvit vs Galatasaray Cafe Crown 27 Mayıs Cuma saat 18:00
Efes Pilsen  vs Fenerbahçe Ülker  27 Mayıs Cuma saat 20:30

19 Mayıs 2011 Perşembe

Beko Basketbol Ligi P/O Çeyrek Final Son Maçlar

Fenerbahçe Ülker, Galatasaray Cafe Crown ve Efes Pilsen takımlarının yarı finale yükselmesinin ardından, gözler yarı finale yükselecek son takımın belirleneceği maça çevrildi.

Olin Edirne ile Banvit  19 Mayıs 2011 Perşembe günü saat 18:30'da, Edirne Mimar Sinan Spor Salonunda karşı karşıya geliyor. Seride Banvit 2-1 önde. Bu maçı Banvit'in kazanması durumunda Çeyrek Final serisi sona erecek.

Maçı Olin Edirne'nin kazanması durumunda ise seride tekrar eşitlik sağlanacak ve son yarı finalist 22 Mayıs 2011 Pazar günü saat 15:00'te Balıkesir Kara Ali Acar Spor Salonunda oynanacak 5. maçın ardından belirlenecek.

Yarı final serisine ait maçların programı da Olin Edirne - Banvit maçının seyri sonunda belli olacak.


Fenerbahçe Ülker vs Efes Pilsen (Durum 1-0)

Galatasaray Cafe Crown vs [Olin Edirne - Banvit serisinin Galibi]

16 Mayıs 2011 Pazartesi

Süper Lige Hoşgeldin Samsunspor

13 Mayıs 2011 Cuma günü, Süper Ligin yeni takımı Samsunspor’un maçlarını oynadığı 19 Mayıs Stadyumu’nu incelemeye gittik. Şehirde, 6 gün sonra, Ata’mızın 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basması ile başlatılan büyük ve onurlu mücadeleyi kutladığımız 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı hazırlıklarının yanı sıra; Bank Asya 1.Ligde şampiyon olarak Spor Toto Süper Lig’e yükselen Samsunspor’un kutlama hazırlıkları her sokakta hissediliyordu. Seyahatimizin kısıtlı bir zamanla sınırlı kalması nedeni ile fazla gezemedim ama orada bulunduğum kısa süre içerisinde Samsunspor ile ilgili edindiğim izlenimleri sizlerle paylaşmak istedim.
Ziyaretimizin amacı,Türkiye Futbol Federasyonu yetkilileri ile birlikte 19 Mayıs Stadyumu’nun Süper
Lig için yeterliliğine bakmak, eksiklikleri tespit ederek 2011/12 sezonu öncesinde giderilmesi yönünde çalışmalar yapmaktı.  Ligimizin üçüncü 19 Mayıs Stadyumu’nda* elden geçirilmesi gereken önemli eksiklikler bulunuyor. Işıklandırma UEFA standardının altında. Eksik olan kamera pozisyonları var. Kale çizgisi kamera pozisyonu gibi…  Bunlar rahatlıkla sezon arasında giderilebilecek eksiklikler. Bu sezonun başından itibaren her maçta kullandığımız panaromik stüdyo yok. Basın toplantı odası olması gereken kapasitenin altında.  Flaş röportaj alanları dar ve geçişleri engeller halde. Ama yukarıda da ifade ettiğim gibi bu eksiklikler, itinalı bir çalışma ile kısa sürede giderilebilecek eksiklikler.
1993 senesinde Samsunspor’un başına geçen Romen teknik direktör Gheorghe (Gigi) Multescu’nun enteresan bir uygulaması varmış. Multescu maçlardan önce oyuncularına soyunma odasında oksijen veriyormuş. Resimde de görebileceğiniz gibi 1997 senesinde Multescu Samsun’dan ayrılsa da, bu oksijen makineleri aradan geçen 14 seneye rağmen, halen soyunma odalarında futbolcuların oturdukları sandalyelerin arkalarında duruyor.
Ziyaretimiz sırasında beni gülümseten bir resmi de paylaşmak istiyorum. Stadyum dışarısından baktığımız zaman hakem ve sporcu girişi aşağıdaki şekilde görünüyordu.
 
 
 
 
 
İçeriden baktığımızda ise durum şu şekilde.
 
 
 
 
 
 
 
Hakem girişinin sporcu girişinden ayrı olması zorunluluğu ile yapılmış bir uygulama ama bu şekilde olmamalı tabi J
1975’te yapılan bir stadyum olan 19 Mayıs Stadyumu Samsunspor yönetiminin ve çalışanlarının üstün gayreti ile bugün halen hizmet veriyor. Ama şehri biraz sonra detaylı anlatacağım büyük bir heyecan sarmış durumda. Yeni bir stadyum…  2010/11 sezonunda, Bank  Asya 1. Lig’de oynadıkları maçlarda büyük bir seyirci ortalaması ile  oynamışlar. Maçlarda taraftar sayısı 10binlerin altına pek düşmemiş. 16.447  koltuk kapasiteli stadyum birçok maçta tam kapasite ile dolmuş. Hatta bazı  maçlarda o kadar büyük talep olmuş ki birçok taraftar stadyum dışarısında  kalarak maçlara girememiş. Bu nedenle bugünlerde söylenti bile olsa, 30-35bin  koltuk kapasiteli yeni bir stadyum şehirde heyecan yaratmış.

 
Bu heyecanın yanı sıra Samsunspor taraftarlarının kafalarını karıştıran bir olay daha var. Samsunspor’un mevcut yönetimi ve başkanı Erkurt Tutu 2010 Şubat’ta iki sene için tekrar başkan seçilmiş. Şehirde Tutu’ya büyük sempati var. Tutu, Samsunspor yönetimine, Samsunspor’un averajla Bank Asyada kalabildiği sezonda gelmiş. Samsunspor’un sahipsiz kaldığı, kimsenin taşın altına elini sokmadığı bir dönemde ekibi ile sorumluluğu alan Tutu, çok kısa bir süre içerisinde takımı bir Şampiyon takım kimliğine kavuşturmuş. Üstelik bunu para harcayarak değil, sistem ve disiplini takıma kazandırarak başarmış. Samsunspor’un, averajla ligde kaldığı sene takımın değeri 19 milyon TL’miş. Bu sene Süper Lig’e yükselen takımın toplam değeri ise yaklaşık 5 milyon TL. Akılcı transfer politikaları sayesinde bugün yakalanan başarı kesinlikle tesadüf değil.  Takımda iki oyucu ön plana çıkartılıyor. Bu oyunculardan biri sürpriz değil, Simon Terwase Zenke. Nijerya’nın kuzey bölgesi olan Kaduna’da 1988 senesinde doğan Zenke, güçlü fiziği ve sağlam kondisyonu ile bu sene takıma büyük katkı sağlamış. Attığı 16 gol ile Bank Asya 1. Ligin gol krallığı tacını da giydi. Samsunspor’u biraz takip eden herkes için Zenke’nin adının ön plana çıkartılması son derece normal; benim duyunca o kadar etkili olmasına şaşırdığım ikinci isim ise Kemal Tokak. 1989 Yüreğir doğumlu Kemal, Çanakkale Dardenel spor tarafından, TFF 3. Ligde Orhangazi takımında oynarken, Samsunspor tarafından keşfedilmiş.  Teknik direktör Hüseyin Kalpar’ın ısrarla istediği Kemal için, Dardanel’in istediği bonservis ücretini, Samsunspor’un kabul etmemesi üzerine, Kemal’in babasının cebinden ödeyerek oğlunu Samsunspor’a getirdiği söylentileri var. Lisansı, ligin ilk maçından sadece birkaç gün önce yetiştirilen Kemal, savaşçı ruhu ve ahlaklı kişiliği ile bu sezon en çok adından bahsettiren futbolcu olmuş.
Tüm bu başarılı işleri gerçekleştiren yönetimin başkanı Erkurt Tutu’nun oldukça mütevazi bir kişiliğe
sahip olduğu ve hatta şampiyonluk resimlerinde bile yer almadığı söyleniyor. Şehirde böylesine evilen bir kişi başkan Tutu… Samsunspor’un Spor Toto Süper  Lige yükselmeyi garantilemesi ile birlikte kulübün daha büyük atılımlar  yapması düşüncesini savunan Galip Öztürk Samsunspor yönetimine talip olmuş. Metro  Turizm’in kurucusu Öztürk, büyük bir maddi kaynak ile yönetime  gelerek,  amsunspor’a yeni bir stadyum yapmayı ve Süper Lig’de başarılı olacak değerli bir kadro kurmayı vaat etmiş. Bu noktada Samsun’lular ikiye ayrılmış durumda. Paranın saadet getirmeyeceğine inananlar mevcut başkanın görev süresi sonu olan 2013 Şubat’a kadar görevine devam etmesi gerektiğini avunurken, diğer kişiler ise Öztürk’ün Samsunspor’a büyük güç katacağını düşünüyorlar.
Başkan Erkurt Tutu,  Öztürk’ün yönetime talip olmasından sonra, yeni seçilmiş olmasına ve 2 sene  zamanı olmasına rağmen kongre kararı almış. Samsunspor’a hizmet etmek isteyen bir işadamına engel lmak istemediğini  söyleyerek 4 Haziran’da yapılacak kongre ile başkanlığı bırakacağını açıklamış.  öylesi, Türkiye’de alışılmamış bir yönetim anlayışına sahip bir başkanın  görevi bırakmasından şahsen züldüm. Umarım her şey Samsunspor için iyi olur.  Bana göre Süper Lig’in her zaman bir futbolcu abrikası olan Samsunspor’a  ihtiyacı var. Yeni Tanju’lar, Ertuğrul’lar, İlhanl’ar, Tümer’ler, Cenk’ler,  Celil’ler ve şimdi Kemal’ler ve daha niceleri için… 
Süper Lige hoş geldin  Samsunspor…
Bu bir Bora Koçyiğit yazısıdır…
* Diğer iki 19 Mayıs Stadyumu Ankara ve Manisa’da bulunmaktadır.

14 Mayıs 2011 Cumartesi

Beko Basketbol Ligi P/O 2. Maçlar

Beko Basketbol Ligi 2010/11 sezonu Play Off  Çeyrek Final 2. maçlarında alınan sonuçlar şu
şekilde:
Efes Pilsen: 78 Pınar Karşıyaka: 74  (Durum 2-0)
Antalya B.Ş.B: 79 Fenerbahçe Ülker:90 (Durum 3-0)*
Banvit:77  Olin Edirne:59 (Durum 1-1)  
Beşiktaş Cola Turka:70 Galatasaray Cafe Crown:80 (Durum 3-0)*

*Fenerbahçe Ülker ve Galatasaray Cafe Crown yarı finale yükseldiler.

12 Mayıs 2011 Perşembe

Rehhagel Kimdir? Aranan Futbol Aklı Olabilir mi?

14 Mayıs 2011 tarihinde yapılacak olan Galatasaray kongresinde, başkanlık için yarışacak 3 adaydan biri olan Prof. Dr. Mehmet Helvacı’nın, seçilmesi durumunda takımın başına getireceği “futbol aklı” belli oldu.
Mehmet Helvacı
Helvacı, seçim dönemi süresince katıldığı televizyon ve radyo programlarında, kongre üyeleri ile yaptığı toplantılarda, hep bir futbol aklından bahsetmişti. Galatasaray’ın yaşadığı başarısızlık dönemlerinde, her defasında bir futbol aklının katkıları ile çıkışa geçildiğini ve bugünün de tam olarak bir çöküş dönemi olduğunu söylüyordu. Daha önceki başarısızlık dönemlerinden Jupp Derwall ve Karl-Heinz Feldkamp’ın Galatasaray’da futbol ekolünü baştan şekillendirmesi ile çıkan, üstelik çıkış dönemini Galatasaray tarihinin en büyük başarıları ile taçlandıran kulübün, bugün yine bu şekilde bir futbol aklına ihtiyacı olduğunu savunuyordu.
Futbol aklından kasıt, bu kişiyi sadece takımın başına geçirmek değil, tüm transferlerin, alt yapı sisteminin bu futbol aklı tarafından oluşturulması ve geleceğin şekillendirilmesiydi.
Helvacı bu isimi açıklamadı halen resmen fakat dün twitterda yazdığım gibi bu isim kesinlikle Otto Rehhagel. Peki kimdir Rehhagel? Gerçekten Galatasaray için bir futbol aklı olabilir mi? 
1938, Almanya Essen doğumlu olan Otto Rehhagel, wikipedia’ya göre Alman Futbol Ligi Bundesliga’da futbolcu ve teknik adam olarak 1.000’in üzerinde maça çıkan tek futbol adamı. Profesyonel futbol kariyerine 1957 yılında başlayan Rehhagel, özellikle 1965-72 seneleri arasında FC Kaiserslauten takımında büyük başarılara imza attı. Futbolu bıraktıktan hemen sonra 34 yaşındayken başladığı teknik direktörlük kariyerinde aslında ilk senelerde fazla başarılı olamadı. İlk takımı FC Saarbrücken’i çalıştırırken, Dortmund karşısında aldığı 12-0’lık mağlubiyetten sonra kendisine Otto Torhagel (Otto Gol Fırtınası) adını takmışlardı. Teknik direktörlük kariyerinin hemen başında aldığı bu sonuça pes etmeyen Rehhagel sırasıyla Kickers Offenbach, Werder Bremen, Arminia Bielefeld, Fortuna Düsseldorf, Werder Bremen, Bayern Münih ve Kaiserslauten takımlarını çalıştırdı. Özellikle Werder Bremen takımının başındayken başardıkları lakabını Gol Fırtınasından, Baş Amiral (Vize Admiral) olarak değişmesine de yol açtı. Bu süre zarfında Bremen Alman Ligine tam anlamı ile damgasını vurdu. UEFA Kupa Galipleri Kupasını kazandı ve ezeli rakipleri Hamburg’u neredeyse her alanda saf dışı bıraktı. 
2001 senesinde kariyeri için çok büyük bir adım olan Yunanistan macerasına yelken açtı. EURO 2004 turnuvasında gösterilen müthiş performans sonrasında 2004 senesinde “Yılın Yunanlısı” ödülünü aldı.
Rehhagel’in teknik direktörlük tarzı “kontrollü hücum” şeklinde ifade ediliyor. Savunma iskeletinin temelinde çok güçlü ve iri, hava toplarında başarılı en az 2 bazen 3 oyuncu ve önlerinde de teknik ve güçlü bir libero yer alıyor.  Kanatlarda hızlı ve baskılı futbola dayalı oyun taktikleri benimsenirken, hücum hatlarında hava toplarına hakim ve güçlü bir santrafor ile oynuyor.
Takım ruhuna inanan ve önem veren, iyi bir motivasyon ustası olan Rehhagel  çoğu zaman savunmaya dayalı bir futbol oynatması ile eleştirilse de, başarısının bu eleştirilere en güzel cevap olduğunu söylüyor.
Alman ekolünü denediği senelerde genellikle başarılı olan Galatasaray’da bu sistemin hayata geçirilmesi mümkün elbette. Özellikle prese dayalı futbol oynarken, fiziksel dayanıklılık ve kondisyonun ön plana çıktığı; disiplinden asla taviz verilmeyen bir sistemde Galatasaray gerçek kimliğine bürünecektir. Mevcut oyuncu kadrosu ile bu sistemi hayata geçirmek  zor değil, imkansız. Kale hattından başlayan, savunma ve orta sahada devam eden dayanıksız ve disiplinsiz oyunculara, hücum hattında eklenen beceriksizlik de eklenirse bu sistemin neden bu hali ile hayata geçirilemeyeceği aşikâr. Bu nedenle Helvacı’nın Rehhagel için kullandığı tabir teknik direktör değil, futbol aklı. Takımın tüm sistemini yeniden inşa etmesi istenecek olan Rehhagel’in  kendi sistemine uygun oyuncuları getirmesi bekleniyor ki bu yönde  bazı anlaşmaların yapıldığını söylüyorlar.
14 Mayıs kongresinde Helvacı seçilir mi bilemem fakat Rehhagel isminin ve sisteminin, Galatasaray’ın kaybettiği ruh ve disiplin anlayışını geri kazanabilmek adına doğru bir adım olduğunu düşünüyorum.
Kariyeri boyunca bir çok lakap kazanan Rehhagel’in son lakabı König yani Kral… Türkiye’ye gelirse bakalım portföyüne hangi lakapları ekleyecek. Tabi Rehhagel ismi Almanya’da da sıkça teleffuz ediliyor. Özellikle Schalke 04’ün sezon sonunda Rehhagel’e gideceği ve takımı ona teslim edeceği söylentiler arasında.
Umarım hayırlısı olur ve kazanan aday günü değil geleceği kurtarmak adına plan yapma cesaretini gösterir.
Kaynaklar: 
en.wikipedia.org
blog.espow.com   

3 Mayıs 2011 Salı

Erman Hoca Oltaya Gelmiş...

Hürriyet'in bugün (03.05.2011) tarihli spor sayfası Erman Hoca'nın yazısına ayrılmış.

"Verdikleri kararlarla 1 milyar Euro’luk Süper Lig’in kaderini belirleyen FIFA hakemlerinin yaptıklarına bakın.." şeklinde başlayan ve hakemlerin Trabzonspor - Gaziantepspor maçı dönüşünde, İstanbul Sabiha Gökçen havaalanından evlerine Havaş otobüsünü kullanarak gitmeleri üzerine yazılmış bir yazıya...

Hoca, hakemlerin TFF tarafından gayet iyi tutarlarda harcırah aldıklarını, bu harcırahı harcamaktan korkmamaları gerektiğini yazmış..  Uzatmiyayım, merak edenler için buyrun yazının linki  http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/17691732.asp

Oysa işin aslı biraz farklı... TFF hakemlerin stadyum - havaalanı - otel –transferlerini VIP minibüsler ile sağlıyor. Oldukça lüks ve konforlu olan bu araçlar hakemler için büyük kolaylık sağlıyor. Havaalanından eve ise hakemler taksi tutarak dönüyorlar.

Trabzon dönüşünde uçak indiğinde ve hakemler dışarı çıktıklarında, dışarıda bir kargaşa yaşanıyor. Bir tv kanalının muhabiri ile maçtan dönen Trabzonspor taraftarlı arasında bağrışmalar yaşandığını gören hakem Havaş otobüsüne yöneliyor.

Sadece birkaç dakika sonra gerginlik sona erdiğinde Havaş’tan inerek taksiye biniyorlar ve evlerine gidiyorlar. Yani 1 milyar dolarlık Süper Lig'in kaderini belirleyen hakemler Havaş'la değil, taksi ile evlerine dönmüşler...

Herşey bir yana, 4 hakemin Havaş otobüsüne binmeleri taksiye binmelerinden daha pahalıya geliyor. Hani parayı düşünseler Havaş'a değil, taksiye binerler...


2 Mayıs 2011 Pazartesi

ST Süper Lig ve Premier Lig Hafta Sonu Maç Yayınları

Hafta sonu aynı anda oynanacak maçlar nedeni ile ortaya çıkacak yayın akışı aşağıdaki şekilde:


İyi seyirler dilerim...

26 Nisan 2011 Salı

Alman'lar bu işi bilmiyor...

Arşivimi tararken gözüme çarpan bu kısa yazıyı paylaşmak isterim.
Geçerliliğini halen koruyan ve bence spor kulübü yöneticilerinin ciddi bir şekilde düşünüp aksiyon almaları gereken bir konu...

Alman’lar bu işi bilmiyor
-Bora Koçyiğit - www.gazeteport.com (Ocak 2009)

On binlerce futbol taraftarını tribünlere çeken, milyonları televizyon ekranları karşısına kilitleyen sahada yaşanan mücadelenin yarattığı müthiş heyecan fırtınasıdır. Güzel ülkemizde bu mücadele hep hakemler üzerinden yaratılan kaos ortamının gölgesinde kalıyor. Alınan neticede hakem her zaman önemli bir etken olarak kabul görüyor. Futbol kurallarından bihaber bazı medya mensupları sayesinde yanlış yönlendirilen insanlar ise bir sonraki maça geldiklerinde, hakem henüz ısınmak için sahaya çıkarken küfür etmeye başlıyorlar.

Bu iş Avrupa’da neden böyle değil? Neden Avrupa ülkelerinde hakem daha saygın? Onlar hiç hatalı düdük çalmıyorlar mı? Önemli bir hakem hatasından sonra hangi gazeteyi açarsanız açın bu sorulardan en az biri ile karşılaşıyorsunuz. Aslında bu soruların cevabı çok açık bir şekilde gözler önünde duruyor. Ama ne yazık ki bu gerçekler görülemiyor. Aslında görülenler de ön plana çıkartılmıyor. Alınan kötü bir sonuçta suçu hakeme atmak varken buna ne gerek var? İşte Avrupa’da bu yapılmıyor. Yani alınan kötü bir neticede tek suçlu hakem olarak görülmüyor. Aslında bakış açımızı Avrupa olarak nitelendirmek doğru değil. Kültürel gelişimini ilerletmiş ülkelerde sahada verilen mücadele ön plana çıkıyor. Ülkemiz gibi gelişimini henüz istenen seviyeye getirmeyi başaramamış ülkeler ise işin kolayına kaçıyor. 90 dakika, belki de koca bir sezon başarılamayan şeyleri, kötü sonuçları iki düdüğe bağlayarak o ana kadar yapılan türlü yönetimsel hataları, teknik – taktik hatalarını ve oyuncu hatalarını bir anda aklıyorlar. Kendilerini sorgulayacak ve dur diyecek kalitede bir taraftar kitlesi de olmadığından tüm başarısızlığı hakeme fatura etmek onları kurtarıyor.

Ülkelerin futbol ve yukarıda kaleme aldığım konular hakkındaki ideolojilerini gösteren bir örnek iki gün önce ülkemizde yaşandı. Ama bu olayı kim gördü, kim yorumladı, kim gündeme getirdi?

Alman Futbolu… Alsak elimize kamerayı, sokağa çıksak, vatandaşlarımıza Alman Futbolu denilince akıllarına gelen ilk şeyi sorsak, gelen cevapların büyük çoğunluğu “disiplin” olacaktır. Alman futbolunda disiplin hep ön plandadır. Peki bu disiplin nasıl sağlanıyor. Sahada sadece kazanmak için terinin son damlasına kadar mücadele eden oyuncular neden hakemle uğraşmıyor, neden maç sonu saatlerce hakem konuşulmuyor?

TRT Radyospor Cup’ta Galatasaray ile Werder Bremen takımlarının karşılaştıkları maçta, hakeme küfür etmesi nedeni ile oyundan atılan Torsten Frings’e bu davranışından ötürü Alman kulübü 1 maç kadro dışı bırakma cezası verdi. Oynanan sadece bir özel maç. Bu kırmızı karttan dolayı Teknik Direktör Thomas Schaaf, “Bunun sonuçları olacaktır” şeklinde bir açıklama yapıyor. Peki Frings ne yapıyor? Ben İngilizce söylemiştim, hakem FİFA hakemi değildi, zaten İngilizce de bilmiyordu. Bu düzeyde maç yöneten biri beni nasıl anlamaz demiyor! “Yaptığım aptalca bir hareketti. Bu yüzden bir ceza alacağım ve bunu hak ettim” diyerek özür diliyor.

Şimdi kendinizi Werder Bremen takımının bir oyuncusu yerine koyun. Oynan uyduruk bir özel maçta oyundan hakeme küfür gerekçesi ile atılan oyuncuya kulüp 1 maç ceza veriyor. Para cezası değil 1 maç cezası! Peki siz bu kulüpte Bundesliga maçında, ya da herhangi bir Avrupa kupası maçında hakeme nasıl davranırsınız?

İşte sayın okurlar Alman Futbolu ile Türk Futbolu ideolojileri arasındaki fark. Biz hakemle uğraşa duralım onlar maçları kazanadursun…