Futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Haziran 2013 Salı

Ligue 1'in Yayın Hakkı Gelirleri... 2. Marsilya 1. PSG'yi geçti.



Marsilya futbol kulübünün, Fransa futbol ligi Ligue 1'in 2012-13 sezonunu şampiyon bitiren Paris Saint Germain (PSG)'den daha yüksek yayın hakkı geliri elde ettiği açıklandı.
 
Futbol sezonunu 2. bitiren Marsilya yaklaşık 48 milyon EUR (63 milyon USD) yayın hakkı geliri elde ederken lig Şampiyonu PSG 44 milyon EUR kazandı.

Bu iki takımı PSG ile neredeyse aynı geliri elde eden Lyon, ve 32 milyon EUR gelir elde eden Bordeaux takip etti.

Ligue 1'in en az gelir elde eden takımı ise 12,9 milyon EUR gelir ile Troyes takımı oldu.


2012-13 Sezonu, Fransa Ligue 1 Kulüpleri Televizyon Yayın Hakları Dağılımı
SıraKulüp (Parantez içinde ligi bitirme sırası)Yayın Hakkı
1Marseille (2)€47.973 m
2Paris Saint-Germain (1)€44.131 m
3Lyon (3)€43.951 m
4Bordeaux (7)€32.128 m
5Lille (6)€32.076 m
6Saint-Etienne (5)€30.434 m
7Nice (4)€26.026 m
8Toulouse (10)€23.995 m
9Rennes (13)€23.759 m
10Lorient (8)€22.617 m
11Montpellier (9)€21.842 m
12Valenciennes (11)€19.644 m
13Sochaux (15)€16.532 m
14Bastia (12)€16.525 m
15Evian Thonon Gaillard (16)€15.657 m
16Reims (14)€15.634 m
17Ajaccio (17)€15.079 m
18Nancy (18)€15.075 m
19Brest (20)€13.756 m
20Troyes (19)€12.901 m
Kaynak: L'Equipe

2 Ağustos 2012 Perşembe

Futbol Oyun Kuralları'nda Düzenlemeler



Her sene Temmuz ayında çıkan "yeni"  kural kitabı, Futbol Oyun Kuralları'nda (The Laws of the Game) yapılan değişiklik ve düzenlemelere ilgisi olanlar için büyük bir merak konusudur.

İşte 2012/13 Futbol sezonunda geçerli olacak oyun kurallarının anlatıldığı kitap sonunda çıktı...

Bu sene 2 kuralda düzenleme yapılmış.
Yapılan değişiklikler, düzenlemeler eklemeler şu şekilde:
*Değişiklikler kırmızı renkte yazılmıştır.

Kural 4 - Oyuncuların Giysi ve Gereçleri:

Tozluklar -  tozlukların üzerinde bant veya benzeri malzeme kullanılırsa o bandın veya
benzeri malzemenin rengi tozluğun o bölümü ile aynı renkte olmalıdır.

Kural 8 - Oyunun Başlaması ve Tekrar Başlaması:

Hakem atışı aşağıdaki ihlallerde tekrarlanacaktır:


  • top yere değmeden bir oyuncu topa dokunursa
  • top yere değdikten sonra, hiçbir oyuncuya değmeden oyun alanı dışına çıkarsa.
Eğer top kaleye girerse :
  • hakem atışında top doğrudan rakip kaleye vurulursa kale vuruşu verilir,
  • hakem atışında top doğrudan kendi kalesine vurulursa rakip takım lehine köşe vuruşu verilir.
Oyun Kuralları kitabının bir eki niteliğinde olan "Oyun Kurallarının Yorumlanması ve Hakemler İçin Rehber" bölümünde yapılan değişiklikler ise şu şekilde:

Kural 1 - Oyun Alanı

Ticari Reklam

Zemindeki reklam oyun alanını çevreleyen çizgilerden en az 1metre (1yarda) uzakta olacaktır.

Dikey yerleştirilen reklam en az:
  • taç çizgisinden 1metre (1yarda)
  • kale çizgisinden kale ağının derinliği ile aynı uzaklıkta ve
  • kale ağlarına 1metre (1yarda) uzakta olacaktır.
Kural 4 - Oyuncuların Giysi ve Gereçleri

Oyuncular ve / veya teknik kadro arasında telsizle iletişim sisteminin kullanılmasına  izin verilmez.

Kural 12 - Fauller ve Fena Hareketler

Bir oyuncu kasıtlı olarak topğu elinde tuttuğu veya oynadığında, sportmenlik dışı davranıştan dolayı ihtar (sarı kart) verilmesi gereken durumlar vardır. Örneğin, eğer bir oyuncu:
  • kasıtlı olarak bir rakibin topa sahip olmasını engellemek için topu elle tutarsa

 

26 Mart 2012 Pazartesi

"Süper Final" Sonunda Hangi Takım Hangi Kupaya Katılacak?



Süper Final dönemi sonrası hangi takım hangi kupaya katılacak?

Süper Final Şampiyonluk Grubu’nu (İLK 4)

1. Bitiren takım SPOR TOTO SÜPER LİG ŞAMPİYONU olacak ve direkt olarak ŞAMPİYONLAR   
     LİGİ GRUPLARINA katılacak.
2. Bitiren takım Şampiyonlar Ligi Ön Eleme turunu katılacak.
3. Bitiren takım UEFA Avrupa Ligi’ne tek ön eleme oynayarak katılma şansı elde edecek.
4. Bitiren takım, alt gurubun birincisi ile tek maç üzerinden oynanacak bir final maçı sonrası UEFA
    Avrupa Ligi’ne iki ön eleme oynayarak katılma şansı elde edecek.

Süper Final Avrupa Ligi Grubu (5-8. Takımlar)

1. Bitiren takım üst grubun dördüncüsü ile tek maç üzerinden oynanacak bir final maçı sonrası UEFA Avrupa Ligi’ne iki ön eleme oynayarak katılma şansı elde edecek.

Ayrıca, Türkiye Kupasını kazanan takım, UEFA Avrupa Ligine direkt olarak katılacak.

Eğer, Türkiye Kupasını kazanan takım, Süper Final Şampiyonluk grubunu Şampiyon ya da 2. Olarak bitiren takım olursa, Şampiyonluk Grubunun 4. ile, Avrupa Ligi Grubunun 1. Arasındaki tek maçlık final oynanmayacak.
Bu durumda:

Süper Final Şampiyonluk Grubu’nu (İLK 4)

3. Bitiren takım UEFA Avrupa Ligi’ne DOĞRUDAN katılma şansı elde edecek.
4. Bitiren takım UEFA Avrupa Ligi’ne tek ön eleme oynayarak katılma şansı elde edecek.

Süper Final Avrupa Ligi Grubu (5-8. Takımlar)

1. Bitiren takım UEFA Avrupa Ligi’ne iki ön eleme oynayarak katılma şansı elde edecek.

19 Mart 2012 Pazartesi

Play Off'da Puan Eşitliği Olması Halinde

Spor Toto Süper Lig'de bu sezon uygulanmaya başlayan Play Off aşamasında, bir ya da birden fazla takımın puan eşitliği olması durumunda nasıl bir puan hesabı yapılacak?

İşte Spor Toto Süper Lig Statüsünde bu durum ile ilgili madde:

PLAY-OFF GRUPLARI MÜSABAKALARI SONUNDA PUAN EŞİTLİĞİ HALİNDE UYGULANACAK ESASLAR:

(A) İki takımın puanlarının eşitliği halinde;
I. Kendisine yarım puan eklenen takım varsa bu takım sıralamada bir altta yer alacaktır.
II. Bu durum söz konusu değil ise, takımların Lig Grubunda ve Play-Off Gruplarında birbiriyle oynadıkları toplam 4 müsabakadaki puan üstünlüğüne bakılır.
III. Takımların kendi aralarındaki Lig Grubu ve Play-Off Grupları müsabakalarında puan eşitliği varsa, kendi aralarındaki bu müsabakalardaki gol averajına bakılır. Kendi aralarındaki maçlarda atılan gollerde eşitlik varsa, deplasmanda fazla gol atan takım üstün sayılmaz.
IV. Takımların kendi aralarındaki Lig Grubu ve Play-Off Grupları müsabakalarında puan ve gol eşitliği devam ediyorsa, 34 hafta oynanan Lig Grubundaki puan sıralamasında üstte olan takım üstte yer alacaktır.

(B) Üç takımın puan eşitliği halinde;
I. Kendisine yarım puan eklenen bir takım varsa bu takım sıralamada en altta yer alacaktır. Bu durumda sıralamada üstte yer alacak iki takım (A) bendine göre belirlenir.
II. Kendisine yarım puan eklenen iki takım varsa kendisine puan eklenmeyen takım üstte yer alır; kendilerine puan eklenen takımlar arasındaki sıralama ise (A) bendine göre belirlenir.
III. Kendisine yarım puan eklenen veya eklenmeyen üç takım varsa bu halde takımların Lig Grubunda ve Play-Off Gruplarında birbiriyle oynadıkları müsabakalardaki puan üstünlüğüne bakılır.
IV. Takımların kendi aralarındaki Lig Grubu ve Play-Off Grupları müsabakalarında puan eşitliği varsa bu müsabakalardaki gol averajına bakılır. Kendi aralarındaki maçlarda atılan gollerde eĢitlik varsa, deplasmanda fazla gol atan takım üstün sayılmaz.
V. Takımların kendi aralarındaki Lig Grubu ve Play-Off Grupları müsabakalarında puan ve gol eĢitliği devam ediyorsa, 34 hafta oynanan Lig Grubundaki puan sıralamasına göre üstte olan takım üstte yer alacaktır.

(C) Dört takımın puan eşitliği halinde;
I. Kendisine yarım puan eklenen bir takım varsa bu takım sıralamada en altta yer alacaktır. Bu durumda sıralamada üstte yer alacak üç takım (B) bendine göre belirlenir.
II. Kendisine yarım puan eklenen iki takım varsa bu takımlar sıralamada diğer iki takımın altında yer alır. Üstte yer alan iki takım ve altta yer alan iki takım arasındaki sıralama ise (A) bendine göre belirlenir.
III. Kendisine yarım puan eklenen üç takım varsa bu takımlar sıralamada diğer takımın altında yer alır. Diğer takımlar arasındaki sıralama ise (B) bendine göre belirlenir.
IV. Kendisine yarım puan eklenen veya eklenmeyen dört takım varsa bu halde takımların Lig Grubunda ve Play-Off Gruplarında birbiriyle oynadıkları müsabakalardaki puan üstünlüğüne bakılır.
V. Takımların kendi aralarındaki Lig Grubu ve Play-Off Grupları müsabakalarında puan eĢitliği varsa, bu müsabakalardaki gol averajına bakılır. Kendi aralarındaki maçlarda atılan gollerde eşitlik varsa, deplasmanda fazla gol atan takım üstün sayılmaz.
VI. Takımların kendi aralarındaki Lig Grubu ve Play-Off Grupları müsabakalarında puan ve gol eşitliği devam ediyorsa, 34 hafta oynanan Lig Grubundaki puan sıralamasına göre üstte olan takım üstte yer alacaktır.

16 Mayıs 2011 Pazartesi

Süper Lige Hoşgeldin Samsunspor

13 Mayıs 2011 Cuma günü, Süper Ligin yeni takımı Samsunspor’un maçlarını oynadığı 19 Mayıs Stadyumu’nu incelemeye gittik. Şehirde, 6 gün sonra, Ata’mızın 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basması ile başlatılan büyük ve onurlu mücadeleyi kutladığımız 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı hazırlıklarının yanı sıra; Bank Asya 1.Ligde şampiyon olarak Spor Toto Süper Lig’e yükselen Samsunspor’un kutlama hazırlıkları her sokakta hissediliyordu. Seyahatimizin kısıtlı bir zamanla sınırlı kalması nedeni ile fazla gezemedim ama orada bulunduğum kısa süre içerisinde Samsunspor ile ilgili edindiğim izlenimleri sizlerle paylaşmak istedim.
Ziyaretimizin amacı,Türkiye Futbol Federasyonu yetkilileri ile birlikte 19 Mayıs Stadyumu’nun Süper
Lig için yeterliliğine bakmak, eksiklikleri tespit ederek 2011/12 sezonu öncesinde giderilmesi yönünde çalışmalar yapmaktı.  Ligimizin üçüncü 19 Mayıs Stadyumu’nda* elden geçirilmesi gereken önemli eksiklikler bulunuyor. Işıklandırma UEFA standardının altında. Eksik olan kamera pozisyonları var. Kale çizgisi kamera pozisyonu gibi…  Bunlar rahatlıkla sezon arasında giderilebilecek eksiklikler. Bu sezonun başından itibaren her maçta kullandığımız panaromik stüdyo yok. Basın toplantı odası olması gereken kapasitenin altında.  Flaş röportaj alanları dar ve geçişleri engeller halde. Ama yukarıda da ifade ettiğim gibi bu eksiklikler, itinalı bir çalışma ile kısa sürede giderilebilecek eksiklikler.
1993 senesinde Samsunspor’un başına geçen Romen teknik direktör Gheorghe (Gigi) Multescu’nun enteresan bir uygulaması varmış. Multescu maçlardan önce oyuncularına soyunma odasında oksijen veriyormuş. Resimde de görebileceğiniz gibi 1997 senesinde Multescu Samsun’dan ayrılsa da, bu oksijen makineleri aradan geçen 14 seneye rağmen, halen soyunma odalarında futbolcuların oturdukları sandalyelerin arkalarında duruyor.
Ziyaretimiz sırasında beni gülümseten bir resmi de paylaşmak istiyorum. Stadyum dışarısından baktığımız zaman hakem ve sporcu girişi aşağıdaki şekilde görünüyordu.
 
 
 
 
 
İçeriden baktığımızda ise durum şu şekilde.
 
 
 
 
 
 
 
Hakem girişinin sporcu girişinden ayrı olması zorunluluğu ile yapılmış bir uygulama ama bu şekilde olmamalı tabi J
1975’te yapılan bir stadyum olan 19 Mayıs Stadyumu Samsunspor yönetiminin ve çalışanlarının üstün gayreti ile bugün halen hizmet veriyor. Ama şehri biraz sonra detaylı anlatacağım büyük bir heyecan sarmış durumda. Yeni bir stadyum…  2010/11 sezonunda, Bank  Asya 1. Lig’de oynadıkları maçlarda büyük bir seyirci ortalaması ile  oynamışlar. Maçlarda taraftar sayısı 10binlerin altına pek düşmemiş. 16.447  koltuk kapasiteli stadyum birçok maçta tam kapasite ile dolmuş. Hatta bazı  maçlarda o kadar büyük talep olmuş ki birçok taraftar stadyum dışarısında  kalarak maçlara girememiş. Bu nedenle bugünlerde söylenti bile olsa, 30-35bin  koltuk kapasiteli yeni bir stadyum şehirde heyecan yaratmış.

 
Bu heyecanın yanı sıra Samsunspor taraftarlarının kafalarını karıştıran bir olay daha var. Samsunspor’un mevcut yönetimi ve başkanı Erkurt Tutu 2010 Şubat’ta iki sene için tekrar başkan seçilmiş. Şehirde Tutu’ya büyük sempati var. Tutu, Samsunspor yönetimine, Samsunspor’un averajla Bank Asyada kalabildiği sezonda gelmiş. Samsunspor’un sahipsiz kaldığı, kimsenin taşın altına elini sokmadığı bir dönemde ekibi ile sorumluluğu alan Tutu, çok kısa bir süre içerisinde takımı bir Şampiyon takım kimliğine kavuşturmuş. Üstelik bunu para harcayarak değil, sistem ve disiplini takıma kazandırarak başarmış. Samsunspor’un, averajla ligde kaldığı sene takımın değeri 19 milyon TL’miş. Bu sene Süper Lig’e yükselen takımın toplam değeri ise yaklaşık 5 milyon TL. Akılcı transfer politikaları sayesinde bugün yakalanan başarı kesinlikle tesadüf değil.  Takımda iki oyucu ön plana çıkartılıyor. Bu oyunculardan biri sürpriz değil, Simon Terwase Zenke. Nijerya’nın kuzey bölgesi olan Kaduna’da 1988 senesinde doğan Zenke, güçlü fiziği ve sağlam kondisyonu ile bu sene takıma büyük katkı sağlamış. Attığı 16 gol ile Bank Asya 1. Ligin gol krallığı tacını da giydi. Samsunspor’u biraz takip eden herkes için Zenke’nin adının ön plana çıkartılması son derece normal; benim duyunca o kadar etkili olmasına şaşırdığım ikinci isim ise Kemal Tokak. 1989 Yüreğir doğumlu Kemal, Çanakkale Dardenel spor tarafından, TFF 3. Ligde Orhangazi takımında oynarken, Samsunspor tarafından keşfedilmiş.  Teknik direktör Hüseyin Kalpar’ın ısrarla istediği Kemal için, Dardanel’in istediği bonservis ücretini, Samsunspor’un kabul etmemesi üzerine, Kemal’in babasının cebinden ödeyerek oğlunu Samsunspor’a getirdiği söylentileri var. Lisansı, ligin ilk maçından sadece birkaç gün önce yetiştirilen Kemal, savaşçı ruhu ve ahlaklı kişiliği ile bu sezon en çok adından bahsettiren futbolcu olmuş.
Tüm bu başarılı işleri gerçekleştiren yönetimin başkanı Erkurt Tutu’nun oldukça mütevazi bir kişiliğe
sahip olduğu ve hatta şampiyonluk resimlerinde bile yer almadığı söyleniyor. Şehirde böylesine evilen bir kişi başkan Tutu… Samsunspor’un Spor Toto Süper  Lige yükselmeyi garantilemesi ile birlikte kulübün daha büyük atılımlar  yapması düşüncesini savunan Galip Öztürk Samsunspor yönetimine talip olmuş. Metro  Turizm’in kurucusu Öztürk, büyük bir maddi kaynak ile yönetime  gelerek,  amsunspor’a yeni bir stadyum yapmayı ve Süper Lig’de başarılı olacak değerli bir kadro kurmayı vaat etmiş. Bu noktada Samsun’lular ikiye ayrılmış durumda. Paranın saadet getirmeyeceğine inananlar mevcut başkanın görev süresi sonu olan 2013 Şubat’a kadar görevine devam etmesi gerektiğini avunurken, diğer kişiler ise Öztürk’ün Samsunspor’a büyük güç katacağını düşünüyorlar.
Başkan Erkurt Tutu,  Öztürk’ün yönetime talip olmasından sonra, yeni seçilmiş olmasına ve 2 sene  zamanı olmasına rağmen kongre kararı almış. Samsunspor’a hizmet etmek isteyen bir işadamına engel lmak istemediğini  söyleyerek 4 Haziran’da yapılacak kongre ile başkanlığı bırakacağını açıklamış.  öylesi, Türkiye’de alışılmamış bir yönetim anlayışına sahip bir başkanın  görevi bırakmasından şahsen züldüm. Umarım her şey Samsunspor için iyi olur.  Bana göre Süper Lig’in her zaman bir futbolcu abrikası olan Samsunspor’a  ihtiyacı var. Yeni Tanju’lar, Ertuğrul’lar, İlhanl’ar, Tümer’ler, Cenk’ler,  Celil’ler ve şimdi Kemal’ler ve daha niceleri için… 
Süper Lige hoş geldin  Samsunspor…
Bu bir Bora Koçyiğit yazısıdır…
* Diğer iki 19 Mayıs Stadyumu Ankara ve Manisa’da bulunmaktadır.

12 Mayıs 2011 Perşembe

Rehhagel Kimdir? Aranan Futbol Aklı Olabilir mi?

14 Mayıs 2011 tarihinde yapılacak olan Galatasaray kongresinde, başkanlık için yarışacak 3 adaydan biri olan Prof. Dr. Mehmet Helvacı’nın, seçilmesi durumunda takımın başına getireceği “futbol aklı” belli oldu.
Mehmet Helvacı
Helvacı, seçim dönemi süresince katıldığı televizyon ve radyo programlarında, kongre üyeleri ile yaptığı toplantılarda, hep bir futbol aklından bahsetmişti. Galatasaray’ın yaşadığı başarısızlık dönemlerinde, her defasında bir futbol aklının katkıları ile çıkışa geçildiğini ve bugünün de tam olarak bir çöküş dönemi olduğunu söylüyordu. Daha önceki başarısızlık dönemlerinden Jupp Derwall ve Karl-Heinz Feldkamp’ın Galatasaray’da futbol ekolünü baştan şekillendirmesi ile çıkan, üstelik çıkış dönemini Galatasaray tarihinin en büyük başarıları ile taçlandıran kulübün, bugün yine bu şekilde bir futbol aklına ihtiyacı olduğunu savunuyordu.
Futbol aklından kasıt, bu kişiyi sadece takımın başına geçirmek değil, tüm transferlerin, alt yapı sisteminin bu futbol aklı tarafından oluşturulması ve geleceğin şekillendirilmesiydi.
Helvacı bu isimi açıklamadı halen resmen fakat dün twitterda yazdığım gibi bu isim kesinlikle Otto Rehhagel. Peki kimdir Rehhagel? Gerçekten Galatasaray için bir futbol aklı olabilir mi? 
1938, Almanya Essen doğumlu olan Otto Rehhagel, wikipedia’ya göre Alman Futbol Ligi Bundesliga’da futbolcu ve teknik adam olarak 1.000’in üzerinde maça çıkan tek futbol adamı. Profesyonel futbol kariyerine 1957 yılında başlayan Rehhagel, özellikle 1965-72 seneleri arasında FC Kaiserslauten takımında büyük başarılara imza attı. Futbolu bıraktıktan hemen sonra 34 yaşındayken başladığı teknik direktörlük kariyerinde aslında ilk senelerde fazla başarılı olamadı. İlk takımı FC Saarbrücken’i çalıştırırken, Dortmund karşısında aldığı 12-0’lık mağlubiyetten sonra kendisine Otto Torhagel (Otto Gol Fırtınası) adını takmışlardı. Teknik direktörlük kariyerinin hemen başında aldığı bu sonuça pes etmeyen Rehhagel sırasıyla Kickers Offenbach, Werder Bremen, Arminia Bielefeld, Fortuna Düsseldorf, Werder Bremen, Bayern Münih ve Kaiserslauten takımlarını çalıştırdı. Özellikle Werder Bremen takımının başındayken başardıkları lakabını Gol Fırtınasından, Baş Amiral (Vize Admiral) olarak değişmesine de yol açtı. Bu süre zarfında Bremen Alman Ligine tam anlamı ile damgasını vurdu. UEFA Kupa Galipleri Kupasını kazandı ve ezeli rakipleri Hamburg’u neredeyse her alanda saf dışı bıraktı. 
2001 senesinde kariyeri için çok büyük bir adım olan Yunanistan macerasına yelken açtı. EURO 2004 turnuvasında gösterilen müthiş performans sonrasında 2004 senesinde “Yılın Yunanlısı” ödülünü aldı.
Rehhagel’in teknik direktörlük tarzı “kontrollü hücum” şeklinde ifade ediliyor. Savunma iskeletinin temelinde çok güçlü ve iri, hava toplarında başarılı en az 2 bazen 3 oyuncu ve önlerinde de teknik ve güçlü bir libero yer alıyor.  Kanatlarda hızlı ve baskılı futbola dayalı oyun taktikleri benimsenirken, hücum hatlarında hava toplarına hakim ve güçlü bir santrafor ile oynuyor.
Takım ruhuna inanan ve önem veren, iyi bir motivasyon ustası olan Rehhagel  çoğu zaman savunmaya dayalı bir futbol oynatması ile eleştirilse de, başarısının bu eleştirilere en güzel cevap olduğunu söylüyor.
Alman ekolünü denediği senelerde genellikle başarılı olan Galatasaray’da bu sistemin hayata geçirilmesi mümkün elbette. Özellikle prese dayalı futbol oynarken, fiziksel dayanıklılık ve kondisyonun ön plana çıktığı; disiplinden asla taviz verilmeyen bir sistemde Galatasaray gerçek kimliğine bürünecektir. Mevcut oyuncu kadrosu ile bu sistemi hayata geçirmek  zor değil, imkansız. Kale hattından başlayan, savunma ve orta sahada devam eden dayanıksız ve disiplinsiz oyunculara, hücum hattında eklenen beceriksizlik de eklenirse bu sistemin neden bu hali ile hayata geçirilemeyeceği aşikâr. Bu nedenle Helvacı’nın Rehhagel için kullandığı tabir teknik direktör değil, futbol aklı. Takımın tüm sistemini yeniden inşa etmesi istenecek olan Rehhagel’in  kendi sistemine uygun oyuncuları getirmesi bekleniyor ki bu yönde  bazı anlaşmaların yapıldığını söylüyorlar.
14 Mayıs kongresinde Helvacı seçilir mi bilemem fakat Rehhagel isminin ve sisteminin, Galatasaray’ın kaybettiği ruh ve disiplin anlayışını geri kazanabilmek adına doğru bir adım olduğunu düşünüyorum.
Kariyeri boyunca bir çok lakap kazanan Rehhagel’in son lakabı König yani Kral… Türkiye’ye gelirse bakalım portföyüne hangi lakapları ekleyecek. Tabi Rehhagel ismi Almanya’da da sıkça teleffuz ediliyor. Özellikle Schalke 04’ün sezon sonunda Rehhagel’e gideceği ve takımı ona teslim edeceği söylentiler arasında.
Umarım hayırlısı olur ve kazanan aday günü değil geleceği kurtarmak adına plan yapma cesaretini gösterir.
Kaynaklar: 
en.wikipedia.org
blog.espow.com   

2 Mayıs 2011 Pazartesi

ST Süper Lig ve Premier Lig Hafta Sonu Maç Yayınları

Hafta sonu aynı anda oynanacak maçlar nedeni ile ortaya çıkacak yayın akışı aşağıdaki şekilde:


İyi seyirler dilerim...

26 Nisan 2011 Salı

Alman'lar bu işi bilmiyor...

Arşivimi tararken gözüme çarpan bu kısa yazıyı paylaşmak isterim.
Geçerliliğini halen koruyan ve bence spor kulübü yöneticilerinin ciddi bir şekilde düşünüp aksiyon almaları gereken bir konu...

Alman’lar bu işi bilmiyor
-Bora Koçyiğit - www.gazeteport.com (Ocak 2009)

On binlerce futbol taraftarını tribünlere çeken, milyonları televizyon ekranları karşısına kilitleyen sahada yaşanan mücadelenin yarattığı müthiş heyecan fırtınasıdır. Güzel ülkemizde bu mücadele hep hakemler üzerinden yaratılan kaos ortamının gölgesinde kalıyor. Alınan neticede hakem her zaman önemli bir etken olarak kabul görüyor. Futbol kurallarından bihaber bazı medya mensupları sayesinde yanlış yönlendirilen insanlar ise bir sonraki maça geldiklerinde, hakem henüz ısınmak için sahaya çıkarken küfür etmeye başlıyorlar.

Bu iş Avrupa’da neden böyle değil? Neden Avrupa ülkelerinde hakem daha saygın? Onlar hiç hatalı düdük çalmıyorlar mı? Önemli bir hakem hatasından sonra hangi gazeteyi açarsanız açın bu sorulardan en az biri ile karşılaşıyorsunuz. Aslında bu soruların cevabı çok açık bir şekilde gözler önünde duruyor. Ama ne yazık ki bu gerçekler görülemiyor. Aslında görülenler de ön plana çıkartılmıyor. Alınan kötü bir sonuçta suçu hakeme atmak varken buna ne gerek var? İşte Avrupa’da bu yapılmıyor. Yani alınan kötü bir neticede tek suçlu hakem olarak görülmüyor. Aslında bakış açımızı Avrupa olarak nitelendirmek doğru değil. Kültürel gelişimini ilerletmiş ülkelerde sahada verilen mücadele ön plana çıkıyor. Ülkemiz gibi gelişimini henüz istenen seviyeye getirmeyi başaramamış ülkeler ise işin kolayına kaçıyor. 90 dakika, belki de koca bir sezon başarılamayan şeyleri, kötü sonuçları iki düdüğe bağlayarak o ana kadar yapılan türlü yönetimsel hataları, teknik – taktik hatalarını ve oyuncu hatalarını bir anda aklıyorlar. Kendilerini sorgulayacak ve dur diyecek kalitede bir taraftar kitlesi de olmadığından tüm başarısızlığı hakeme fatura etmek onları kurtarıyor.

Ülkelerin futbol ve yukarıda kaleme aldığım konular hakkındaki ideolojilerini gösteren bir örnek iki gün önce ülkemizde yaşandı. Ama bu olayı kim gördü, kim yorumladı, kim gündeme getirdi?

Alman Futbolu… Alsak elimize kamerayı, sokağa çıksak, vatandaşlarımıza Alman Futbolu denilince akıllarına gelen ilk şeyi sorsak, gelen cevapların büyük çoğunluğu “disiplin” olacaktır. Alman futbolunda disiplin hep ön plandadır. Peki bu disiplin nasıl sağlanıyor. Sahada sadece kazanmak için terinin son damlasına kadar mücadele eden oyuncular neden hakemle uğraşmıyor, neden maç sonu saatlerce hakem konuşulmuyor?

TRT Radyospor Cup’ta Galatasaray ile Werder Bremen takımlarının karşılaştıkları maçta, hakeme küfür etmesi nedeni ile oyundan atılan Torsten Frings’e bu davranışından ötürü Alman kulübü 1 maç kadro dışı bırakma cezası verdi. Oynanan sadece bir özel maç. Bu kırmızı karttan dolayı Teknik Direktör Thomas Schaaf, “Bunun sonuçları olacaktır” şeklinde bir açıklama yapıyor. Peki Frings ne yapıyor? Ben İngilizce söylemiştim, hakem FİFA hakemi değildi, zaten İngilizce de bilmiyordu. Bu düzeyde maç yöneten biri beni nasıl anlamaz demiyor! “Yaptığım aptalca bir hareketti. Bu yüzden bir ceza alacağım ve bunu hak ettim” diyerek özür diliyor.

Şimdi kendinizi Werder Bremen takımının bir oyuncusu yerine koyun. Oynan uyduruk bir özel maçta oyundan hakeme küfür gerekçesi ile atılan oyuncuya kulüp 1 maç ceza veriyor. Para cezası değil 1 maç cezası! Peki siz bu kulüpte Bundesliga maçında, ya da herhangi bir Avrupa kupası maçında hakeme nasıl davranırsınız?

İşte sayın okurlar Alman Futbolu ile Türk Futbolu ideolojileri arasındaki fark. Biz hakemle uğraşa duralım onlar maçları kazanadursun…

11 Ocak 2011 Salı

Emenike'ye Sahip Çıkalım

Bugün Sevgili Bener Onar'ın blogunda görünce ben de kendi bloguma taşımak istedim.
Sadece futbolseverlerin degil, insan haklarına duyarlı herkesin önemle üzerinde durması gereken bir konu olduğunu düşünüyorum.

Bener Onar'ın ilgili yazısı için... http://antoniobenerrivo.blogspot.com/2011/01/karabuk-uyuma-emenikeye-sahip-ck.html

4 Eylül 2010 Cumartesi

Avrupa Futbolu ve Kriz Ekonomisi

Takvim Gazetesi'nde Kerim Ülker imzalı haberde, küresel ekonomik krizin futbol ekonomisi üzerindeki etkilerine değinilmiş. Habere göre Avrupa ülkelerinde krizin etkileri sonucu futbol kulüplerinin futbolculara harcadığı para miktarı %50 oranında azalma göstermiş. Türkiye piyasasında ise tam tersi bir durum söz konusu. Spor Toto Süper Lig’de mücadele eden 18 takım transfere resmi olarak 90 milyon EURO harcamış.

Önde gelen liglerde ortaya çıkan daralma şu şekilde:

İngiltere (Premier Lig):       2009-10 Sezonu: 585 mio EUR

                                              2010-11 Sezonu: 434 mio EUR

                                              Daralma: % 26

İtalya (Serie A):                   2009-10 Sezonu: 510 mio EUR

                                              2010-11 Sezonu: 303 mio EUR

                                              Daralma: % 41

İspanya (La Liga):              2009-10 Sezonu: 498 mio EUR

                                              2010-11 Sezonu: 263 mio EUR

                                              Daralma: % 47

Almanya (Bundesliga):        Daralma: 90 mio EUR

Yunanistan (Süper Lig):      Daralma: 18 mio EUR (%50)

8 Şubat 2010 Pazartesi

Fenerbahçe - Diyarbakırspor Hakem Değerlendirmesi...

Uzun zamandır ihmal ettiğim blog yazılarıma Fenerbahçe ile Diyarbakır takımları arasında oynanan Turkcell Süper Lig maçının ardından bir hakem değerlendirme yazısı ile tekrar başlıyorum.

Medyada bolca hakem yorumcusu bulunuyor. Ne yazık ki bu yorumcuların hiçbiri kamuoyunu doyurucu şekilde hakem yorumu yap(a)mıyor. Bunun nedeni belki de köşelerinde sınırlı alana sahip olmaları. Sanal ortamda bu özgürlüğe sahip bir şekilde buyurun size bir hakem değerlendirme yazısı…

Maç öncesine bakıldığında zorluk derecesi fazla olmayan bir karşılaşma. Maça Koray Gençerler’in atanması gayet normal. Selçuk Dereli’nin hakemliği bırakma kararı sonrası, 7. FIFA kokartı için düşünülen iki aday hakemden biri. (Diğer aday Tolga Özkalfa). Hakemliğe yardımcı hakem olarak adım atan, daha sonra hakemlik yolunu seçen, bu nedenle klasman düşerek hakemlik tecrübesini kazandıktan sonra tekrar Süper Lig klasmanına çıkan bir hakem…

Gençerler Manisa bölgesi hakemi. 2009-10 futbol sezonunda bu maça gelene kadar 5 Turkcell Süper Lig (4 hakem + 1. Dördüncü hakem) maçında, 2 Ziraat Türkiye Kupası maçında ve 4 Bank Asya 1. Lig maçında görev yapmış. Yani bu sezon 12. maçına çıkmış. Fenerbahçe’nin ilk maçına çıkarken, daha önce Diyarbakırspor’un 1 maçını yönetmiş.

Şimdi geçelim Gençerler'in performansını değerlendirmeye:

Dakika 27: Bilica’nın, Tazemeta’yı düşürdüğü pozisyon. Bu pozisyonda Bilica rakibini önce sol sonra sağ ayağı ile çelmeleyerek düşürüyor. Hakemin pozisyondaki faul tespiti DOĞRU… Pozisyonda bariz gol şansı var mı, yoksa bu atak umut vaat eden bir atak mı (promising attack)? Tazemeta sağdan kaleye yönelirken Lugano ortadan kaleye doğru koşuyor. Bu pozisyonda hakemin düşünmesi gereken esaslar: Topun yönü, topun hızı, oyuncuların koşu özellikleri gibi golü doğrudan etkileyebilecek etkenlerdir. Bu pozisyonda Tazemeta ile Lugano’nun birbirlerine olan yatay mesafeleri hiçbir önem arz etmiyor. Lugano burnunun dikine koşarak Tazemeta’yı yakalayabilir. Çünkü biri sağdan ceza sahasına yönelecek, biri dümdüz koşacak. SONUÇ: Bu pozisyon bana göre umut vaat eden bir ataktır. Bariz gol şansı yoktur. Sarı kart verilmelidir. Hakemin kart aksiyonu DOĞRU.

Dakika 45: Semih, Diyarbakırspor ceza sahasına giriyor. Topla oynama mesafesinde olan savunma oyuncusu Erdinç, Semih’in omuz ve sırt bölgesine bir şarj yaparak düşmesine neden oluyor. Şarj bir oyuncunun omuzu ve koluna yapılabilir. Sırt bölgesine şarj yapılamaz. Yapılırsa faul olur. Bu pozisyonda fauldür ve ceza sahası içerisinde olduğu için bir penaltıyı gerektirir. Pozisyonda top havadan geldiğinden ve kaleci ile Semih’in orasında olduğundan bariz bir gol şansı yoktur. Dolayısı ile kırmızı kart verilmemelidir. Hakemin aksiyonu YANLIŞ.

İlk 45 dakikada Emre ve Mehmet Topuz neredeyse her karar sonrasında hakemin otoritesini zedeleyecek biçimde jest ve mimiklerle itiraz ettiler. Bu hareketler öncelikle uyarılmalı ardından muhakkak birer SARI kart ile cezalandırılmalıydı. Hakem bu konuda aksiyon almadı.

Dakika 64: Ceza sahası içerisinde Guiza’nın savunma oyuncusu tarafından formasından ve kolundan çekilmesi net bir penaltıydı. Hakemin aksiyonu YANLIŞ. Pozisyonda bariz gol şansı yok, kırımızı karta gerek yok.

Dakika 82: Emre Belözoğlu rakibine arkadan yaptığı hareket sonrasında SARI kart aldı. Bu pozisyonda hakemin kararı doğruydu. Verilen kart sonrası Emre şiddetli itirazlarına devam etti. Hakem bu itirazların otoritesine saygısızlık olmadığını düşündü ki ayrıca bir aksiyon almaya gerek görmedi.

Dakika 89: Fenerbahçe’nin Andre Santos ile attığı gol öncesinde, kaleci Gökhan’ın önünde duran ve havadan atılan topa bakan Semih’i arkasından itmesi penaltıydı. Hakemin beklemesi ve golün atılması ardından gol kararını vermesi doğruydu. Sportmenliğe aykırı davranıştan dolayı Gökhan SARI kart almalıydı.

Dakika 90: Mehmet Topuz’un oyundan ihraç edildiği pozisyonda, Barış gerekli mesafeye açılmayarak topun oyuna girmesine engel olduğu için SARI kart almalıydı. Hakem zaten Barış’a sarı kart göstermek amacı ile o bölgeye ilerlerken oyuncular tartışmaya başladılar. Mehmet Topuz rakibinin boğazını sıkması gerekçesi ile KIRMIZI kart aldı ki hakemin tespit ve kararı son derece doğruydu. Yalnız Barış’a göstermesi gereken kartı unuttu.

Dakika 90: Oyunun normal süresinin son dakikası içerisinde 5 dakika uzatma gösterildi. UEFA’nın bu konudaki talimatı son derece açıktır. Hakem oyuna ilave edeceğini ilan ettiği süreyi en az gösterilen kadar oynatmak zorundadır. Bu süre minimum oynatılması gereken süredir. Siz eğer 5 dakika uzatma gösterdiyseniz en az 5:00:00 oynatmak zorundasınız. Yalnız eğer uzatma dakikaları içerisinde eğer oyun durduysa, bu oynanmayan sürenin de, gösterilen sürenin sonuna ilave edilmesi istenmektedir. Koray Gençerler maç sonunda gösterdiği 5 dakikalık ilave süreyi birkaç saniye erken bitirdi. Bu bana göre maçta yapılan en önemli hatadır. Çünkü faul var mı yok mu, kart var mı yok mu gibi yoruma açık pozisyonlar bir yana, UEFA minimum uzatma sürelerinin en az gösterildiği kadarının oynatılması üzerinde önemle durmaktadır. Topuz’un ihraç edildiği pozisyon sonrası topun oyunda olmadığı anlarıda dikkate alırsak maçın en az 40-45 saniye erken bitirildiğini düşünüyorum. Bu süre maçın gidişatını belirleyebilecek uzunlukta bir süre olduğu için değil, hakemin kesinlikle yapmaması gereken bir hata olduğu için önemlidir.

SONUÇ olarak hakem Koray Gençerler performans olarak vasat bir yönetim gösterdi. Eğer FIFA kokartını takmak, kendine Süper Ligin güvenilir hakem kadrosu içerisinde sağlam bir yer edinmek istiyorsa performansını arttırmak zorunda. UEFA’nın eğitimlerinde önemle vurgulanan konulara özellikle dikkat etmeli. Oyunun sonuna eklenen minimum süre uygulamasında yaptığı hatadan ders çıkartmalı. Diğer tüm kararları hakem yorumu içerisinde değerlendirilerek tartışılabilir.

20 Kasım 2009 Cuma

EURO 2012 Ülke Katsayıları Açıklandı

UEFA, 2012 Avrupa Futbol Şampiyonası'na katılacak takımların  kategorilerinin ayarlanmasında hesaplanacak katsayıları ve değişen hesaplama yöntemini açıkladı.

Türkiye şu anda 15. sırada yer alıyor.

Hesaplamaya Avrupa Futbol Şampiyonları ve Dünya Kupası Eleme maçlarında oynanan A Milli Takım maçları katılıyor. Özel maçlar ise hesaplamaya dahil edilmiyor.


18 Kasım 2009 Çarşamba

Beşiktaş - Fenerbahçe maçı Aydınus'un...

Turkcell Süper Ligin 13. haftasında oynanacak olan derbi maçın hakemleri açıklandı.



Maçın hakemi Fırat Aydınus...
Yardımcı hakemler Bülent Gökçü ve Bahattin Duran
4. hakem ise Aytekin Durmaz

10 Kasım 2009 Salı

SON DAKİKA.... ROBERT ENKE ÖLDÜ...

Saat: 21:45

Fenerbahçe'nin eski kalecisinin bugün (10 Kasım 2009) vefat ettiği bildirildi.

Polisin açıklamasına göre ölüm sebebi intihar... Birkaç sene önce 2 yaşındaki kızını kaybeden Enke,  yakalandığı bir vürüs nedeni ile tedavi görüyordu.

Kaynak:  twitter.com/objfan

22 Ekim 2009 Perşembe

Son Zamanların En Heyecanlı Maçı...DT vs DS


Kaldı 3 gün...


Almanlar Çelik Yelek Giyecek...














2010 Dünya Kupası'nda Almanya forması giyecek oyunculara enteresan bir uyarı yapıldı. Güney Afrika'da yapılacak olan turnuvada, takımın kaldığı otelden uzaklaşacak olan oyuncuların "kurşun geçirmez yelek" giymeleri tavsiye edildi. Alman Milli takımının güvenliğini sağlayan, Leverkusen merkezli güvenlik şirketi BaySecur, oyuncuların Güney Afrika'da ekstra güvenlik önlemleri almaları gerektiğini söyledi. Oyuncuların otelden ayrılışlarının asgari seviyede tutulması gerektiğini, ayrılışın kaçınılmaz olduğu durumlarda ise oyunculara kurşun geçirmez yelek giyidirileceğini açıklayan şirket yetkilileri otel içerisinde ve dışarısında oyuncuların güvenliklerinin özel eğitimli görevlilerce korunacağı açıklandı.

2010 Dünya Kupasının Güney Afrika'da yapılaması konusunda halen tartışmalar devam ediyor. FIFA bu konuda büyük eleştiriler alıyor. Katılımcı ülkeler kafilelerinin güvenlikleri konusunda FIFA'dan garanti istiyor. Yaza doğru bu tartışma çok daha önemli boyutta devam edecek gibi görünüyor.