Galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mayıs 2011 Perşembe

Rehhagel Kimdir? Aranan Futbol Aklı Olabilir mi?

14 Mayıs 2011 tarihinde yapılacak olan Galatasaray kongresinde, başkanlık için yarışacak 3 adaydan biri olan Prof. Dr. Mehmet Helvacı’nın, seçilmesi durumunda takımın başına getireceği “futbol aklı” belli oldu.
Mehmet Helvacı
Helvacı, seçim dönemi süresince katıldığı televizyon ve radyo programlarında, kongre üyeleri ile yaptığı toplantılarda, hep bir futbol aklından bahsetmişti. Galatasaray’ın yaşadığı başarısızlık dönemlerinde, her defasında bir futbol aklının katkıları ile çıkışa geçildiğini ve bugünün de tam olarak bir çöküş dönemi olduğunu söylüyordu. Daha önceki başarısızlık dönemlerinden Jupp Derwall ve Karl-Heinz Feldkamp’ın Galatasaray’da futbol ekolünü baştan şekillendirmesi ile çıkan, üstelik çıkış dönemini Galatasaray tarihinin en büyük başarıları ile taçlandıran kulübün, bugün yine bu şekilde bir futbol aklına ihtiyacı olduğunu savunuyordu.
Futbol aklından kasıt, bu kişiyi sadece takımın başına geçirmek değil, tüm transferlerin, alt yapı sisteminin bu futbol aklı tarafından oluşturulması ve geleceğin şekillendirilmesiydi.
Helvacı bu isimi açıklamadı halen resmen fakat dün twitterda yazdığım gibi bu isim kesinlikle Otto Rehhagel. Peki kimdir Rehhagel? Gerçekten Galatasaray için bir futbol aklı olabilir mi? 
1938, Almanya Essen doğumlu olan Otto Rehhagel, wikipedia’ya göre Alman Futbol Ligi Bundesliga’da futbolcu ve teknik adam olarak 1.000’in üzerinde maça çıkan tek futbol adamı. Profesyonel futbol kariyerine 1957 yılında başlayan Rehhagel, özellikle 1965-72 seneleri arasında FC Kaiserslauten takımında büyük başarılara imza attı. Futbolu bıraktıktan hemen sonra 34 yaşındayken başladığı teknik direktörlük kariyerinde aslında ilk senelerde fazla başarılı olamadı. İlk takımı FC Saarbrücken’i çalıştırırken, Dortmund karşısında aldığı 12-0’lık mağlubiyetten sonra kendisine Otto Torhagel (Otto Gol Fırtınası) adını takmışlardı. Teknik direktörlük kariyerinin hemen başında aldığı bu sonuça pes etmeyen Rehhagel sırasıyla Kickers Offenbach, Werder Bremen, Arminia Bielefeld, Fortuna Düsseldorf, Werder Bremen, Bayern Münih ve Kaiserslauten takımlarını çalıştırdı. Özellikle Werder Bremen takımının başındayken başardıkları lakabını Gol Fırtınasından, Baş Amiral (Vize Admiral) olarak değişmesine de yol açtı. Bu süre zarfında Bremen Alman Ligine tam anlamı ile damgasını vurdu. UEFA Kupa Galipleri Kupasını kazandı ve ezeli rakipleri Hamburg’u neredeyse her alanda saf dışı bıraktı. 
2001 senesinde kariyeri için çok büyük bir adım olan Yunanistan macerasına yelken açtı. EURO 2004 turnuvasında gösterilen müthiş performans sonrasında 2004 senesinde “Yılın Yunanlısı” ödülünü aldı.
Rehhagel’in teknik direktörlük tarzı “kontrollü hücum” şeklinde ifade ediliyor. Savunma iskeletinin temelinde çok güçlü ve iri, hava toplarında başarılı en az 2 bazen 3 oyuncu ve önlerinde de teknik ve güçlü bir libero yer alıyor.  Kanatlarda hızlı ve baskılı futbola dayalı oyun taktikleri benimsenirken, hücum hatlarında hava toplarına hakim ve güçlü bir santrafor ile oynuyor.
Takım ruhuna inanan ve önem veren, iyi bir motivasyon ustası olan Rehhagel  çoğu zaman savunmaya dayalı bir futbol oynatması ile eleştirilse de, başarısının bu eleştirilere en güzel cevap olduğunu söylüyor.
Alman ekolünü denediği senelerde genellikle başarılı olan Galatasaray’da bu sistemin hayata geçirilmesi mümkün elbette. Özellikle prese dayalı futbol oynarken, fiziksel dayanıklılık ve kondisyonun ön plana çıktığı; disiplinden asla taviz verilmeyen bir sistemde Galatasaray gerçek kimliğine bürünecektir. Mevcut oyuncu kadrosu ile bu sistemi hayata geçirmek  zor değil, imkansız. Kale hattından başlayan, savunma ve orta sahada devam eden dayanıksız ve disiplinsiz oyunculara, hücum hattında eklenen beceriksizlik de eklenirse bu sistemin neden bu hali ile hayata geçirilemeyeceği aşikâr. Bu nedenle Helvacı’nın Rehhagel için kullandığı tabir teknik direktör değil, futbol aklı. Takımın tüm sistemini yeniden inşa etmesi istenecek olan Rehhagel’in  kendi sistemine uygun oyuncuları getirmesi bekleniyor ki bu yönde  bazı anlaşmaların yapıldığını söylüyorlar.
14 Mayıs kongresinde Helvacı seçilir mi bilemem fakat Rehhagel isminin ve sisteminin, Galatasaray’ın kaybettiği ruh ve disiplin anlayışını geri kazanabilmek adına doğru bir adım olduğunu düşünüyorum.
Kariyeri boyunca bir çok lakap kazanan Rehhagel’in son lakabı König yani Kral… Türkiye’ye gelirse bakalım portföyüne hangi lakapları ekleyecek. Tabi Rehhagel ismi Almanya’da da sıkça teleffuz ediliyor. Özellikle Schalke 04’ün sezon sonunda Rehhagel’e gideceği ve takımı ona teslim edeceği söylentiler arasında.
Umarım hayırlısı olur ve kazanan aday günü değil geleceği kurtarmak adına plan yapma cesaretini gösterir.
Kaynaklar: 
en.wikipedia.org
blog.espow.com   

25 Ekim 2009 Pazar

Galatasaray Parçalı Giyiyor

Taraftarın sesine kulak veren Galatasaray bu akşam ki deri maçında sayaha parçalı forma ile çıkıyor...


6 Ekim 2009 Salı

Anket Değerlendirmesi: Galatasaray'ın Futbolu

2 Ekim Cuma günü açtığım anket ile Galatasaray'lılara bir soru sormuştum...
Galatasaray'ın oynadığı futboldan memnun musunuz?
Özellikle alisamiyen.net adlı sitede oldukça derin bir şekilde tartışılan konu sonunda Galatasaray taraftarlarının durumdan şikayetçi olmadığı net bir şekilde ortaya çıktı.

Yazımın sonunda yazacağım cümleyi en baştan belirtmekte fayda var... Basında çıkan taraftar homurdanıyor, taraftar beğenmiyor, taraftar tepkili tarz haberlere pek inanmayın... Galatasaray taraftarı halen Rijkaard'a ve sistemine güveniyor. Gelişmeleri umut ile takip ediyor. Ve en önemlisi mevcut durumdan da şikayet etmiyor...

"Şikayetçi olmamak" tabirini kullanmamın nedeni, memnun olan büyük çoğunluğun dışında kalan kısmın büyük oranda gelecek ile ilgili "umut" taşımalarıydı.

İşte gelen mesajlardan bazıları:

Çağlar Şentürk: Memnun olmayan G.Saray'lı tabi ki vardır ama onlar çok azınlıkta.Etrafımdaki birçok kişi gayet memnun.34 maçın tamamını kazanan bir takım bugüne kadar olmamış bundan sonrada olmaz.Önemli olan ışık vermek.Bende o ışığı fazlasıyla görüyorum.

İbrahim Taşkın: Şu an bu topraklardaki en iyi futbolu oynayan ve daha iyisini oynama potansiyeline sahip tek takım Galatasaray. Elbette memnunum. Değil 10. haftaki olası mağlubiyet sezon sonu şampiyonluk kaçsa, birkaç maçta 5'lik de olsak (ki bana çok uzak durmuyor) bile umutluyum. Bu değişim binanın dış cephesindeki boyanın renk değişimi değil neredeyse yıkılıp yeni bir temelle yeni bir binanın inşaası değişimidir.
 
Murat Köylüer: Uzatmayla beraber 93 dakika olan maçın 92:45'inci saniyesinde bile gol atacağımıza dair bir güvenim var. Ama medyada bilinçli bir şekilde 2 beraberlikle takım ölmüş bitmiş, havlu atmış gibi bir hava estirilmeye çalışılıyor. Beklenti çok yükseldiği içinde bazı taraftarlarımız bu havaya kapılıyor gibi geliyor.
 
Emre Altınok: Yeni sistem, yeni hoca, yeni oyuncular... 15 maç 43 gol... ligde 7 maç 19 puan.. E ayıptır memnun olmamak...

Erdem Hacıoğlu: Memnunum cünkü güzel günlerin yakin oldugunu biliyorum...umutluyum cünkü Rijkaard, Neeskens, Rocha ve Pujol var! Daha yolun basindayiz ama isler cok sükür iyi gidiyor, bu is olacak!

Onur İnce: Dün staddan çıktıktan sonra insanların içinde yarım kalan birşey vardı. Ancak gözlerde umutsuzluk yoktu. Karamsarlık yoktu. Herkes biliyordu ki bu takımın 2 maç beraber kalması tamamen şansızlıktı. Eskişehir maçında Keita, dün Elano arka direkteki voleleri düzgün tamamlasalar bugün zafer şarkıları söylüyor olacaktık. Bu takım sonuna kadar alkışı ve desteği hakediyor.

Fatih Aydın: Memnun değilim çoook memnunum!!

Yüksel Korkmazer: Takımdan memnun ve razıyım. Takımın eksiklikleri muhakkak var, fakat bu takım daha üç aylık. Bizim rüya takımımızın olgunlaşma süresi dört seneydi. O yüzden sabır kelimesini boş bir yemin olarak bırakmayıp, içini doldurarak hakkını vermek lazım. Kazanamadığımız son iki maçımızda eleştirecek çok fazla şey bulabiliriz. Bu eksiklikleri oyuncularda da, hocada da, sistemde de bulabiliriz. Ama kim takımın bu iki maçta mücadele etmediğini söyleyebilir ? Bu yüzdendir ki doğru yoldayız.

Volkan Haşıl: Bu takım bu sene başarısız olsa bile memnun olacağım.

Ve daha bir çok mesaj...

alisamiyen.net'de yapılan anketin sonucu katılanların %90'ı Galatasaray'ın oyunundan memnun. %10 oranda memnun olmayanlar da var.

Karmaalan'da yaptığım anketin sonucu da benzer şekilde: Memnun olanların oranı % 89, Memnun olmayanlar %11.

Ve sonuç olarak tekrar belirtmekte fayda var...basında çıkan  taraftar homurdanıyor, taraftar beğenmiyor, taraftar tepkili tarz haberlere pek inanmayın... Galatasaray taraftarı halen Rijkaard'a ve sistemine güveniyor. Gelişmeleri umut ile takip ediyor. Ve en önemlisi mevcut durumdan da şikayet etmiyor...

Rijkaard Hiddink Olmasın


Rıdvan Dilmen'in bugün ki Milliyet gazetesinde çıkan yazısında belirttiği noktalar dikkate alınmalı. Hiddink’in kariyerinde başarılı olamadığı tek yer Fenerbahçe. Dilmen bu başarısızlığın sebebini Hiddink'in oyuncusunu tanıyamamasına bağlıyor. Frank Rijkaard'ın da futbolcuları Barcelona’daki gibi kampa almaz, rahatlık tanırsa suistimale uğrayacağını ve vatandaşı Hiddink gibi başarısız olabileceğini belirtiyor.

5 Ekim 2009 Pazartesi

Ayağa Kalkın, Sorumluluğu Alın...


Premier Ligde hafta sonu oynanan Chelsea – Liverpool maçını Spormax’ten izledim. Liverpool’un kaybettiği maç için bir çok yorum yapılabilir. Benitez hatalı taktik diziliş ve ya oyuncu değişiklikleri için eleştirilebilir mesela… Ya da hakem.. Türkiye’de bir maç kaybedildiyse hakemin suçu elbet vardır. Ya maç 0-0 devam ederken bir penaltı vermemiştir ya da rakibin bir golü ofsayttır falan filan… Bu böyle devam eder. İngiltere’nin önemli gazetelerinden Telegraph’da bugün okuduğum bir yazı bana Ankara deplasmanında kaybeden Galatasaray’ı anımsattı.


Alan Hansen şöyle diyor: “No matter how much criticism is directed at Rafael Benitez at the end of a bad week for Liverpool, it is ultimately the players who must stand up and take the responsibility”. Yani “Liverpool’un geçirdiği kötü bir hafta sonunda Rafael Benitez’e yöneltilen eleştirilerin hiç önemi yok; ayağa kalkıp sorumluluğu alması gerekenler Liverpool oyuncularıdır”.


MKE Ankaragücü – Galatasaray maçı gözümün önünden, klasik tabiri ile, bir film şeridi gibi geçti…İlk 45 dakika boyunca yere yatmayan Leo Franco ve girilen pozisyonlar… Uğur ile direkten dönen top, Aydın’ın şutları…Baros içeride bomboşken içeri çalımlarla nefis giren Arda’nın pas vermek yerine auta vurduğu 2 top…İkinci yarıda önce Baros’un sonra Nonda’nın kalede sadece kaleci varken topu akıl almaz şekilde dışarı vurdukları pozisyonlar. Oyuna 78. dakikada giren Mehmet Topal’ın 3 golde de yaptığı inanılmaz hatalar. Yenilen ilk gol sonrası henüz maçın sonuna 10 dakika varken oyunu bırakan ve 2 gol daha yiyen oyuncular ki bu oyuncular 2 hafta önce Kasımpaşa’ya son 2 dakikada 2 gol atmışlardı...


Dün maç sonundan bu yana spor basınında duyduklarım ise şu şekilde:


  •       Rijkaard’ı çözdüler
  •       Rijkaard dersini çalışmamış.
  •       Yanlış taktik – yanlış değişiklikler
  •       Zaten bu sonuç geliyordu, 3 haftadır biz gördük Rijkaard görmedi…
İşte Galatasaray takımı oyuncularının burada devreye girmesi gerekiyor.
Rijkaard’ı yıpratmak için sotede bekleyenlerin dün itibari ile başlattıkları akınlara Galatasaray taraftarı çelik gibi duracak. Ama sizler ayağa kalkın ve sorumluluğu üstlenin.


Sırtınızdaki forma, arkanızdaki taraftar, kulübede bekleyen ve sizlere katacağı daha çoook şey olan kişiler bunu hak ediyor…

Ne Oldu Sana Mehmet?


Her ne kadar Rijkaard, Ankara'da kaybedilen maç sonrası "biz  olaylara bireysel bakmıyoruz, takım olarak kazanıp takım olarak kaybediyoruz" şeklinde görüşlerini bildirse de zaman zaman bireylerin takım üzerinden çok önemli ölçüde etkili olduklarını görüyoruz. Kaçan bariz goller, yapılan kademe hataları, kaleci hataları gibi oyunsal ve ya teknik direktörce yapılan sistemsel hatalar bu kıstasta ele alınabilir. Galatasaray Ankara'da 7 dakikada 3 gol yerken beni rahatsız eden, oyuna 78. dakikada giren Mehmet Topal'ın yenilen gol pozisyonlarında sergilediği tavırdı. Mehmet Topal bu sezon başından beri istediği performansı bir türlü sahaya yansıtamıyor.  Yaşadığı önemli  sakatlıkların bu düşüşte elbet rolü var. Ama özellikle 3. golde önce hemen yanındaki arkadaşına veremediği pas sonrası kaptırılan topu; ardından da  hemen arkasından rakip oyuncuyu takip etmemesini, oyuna 5 dakika önce girmiş bir oyuncunun kondisyon ya da performans düşüklüğü ile açıklayamıyorum.

Frank Rijkaard'ın takım oyunu ile ilgili sıkıntılarının olduğunu, özellikle bir kaç oyuncunun takımdan çok kendine oynamasından yana rahatsız olduğunu biliyorum. Mehmet Topal gibi, kalitesine yakışmayan oyun sergileyen oyuncular için de biran önce önlem alınmalı. Problemleri ne ise ortaya çıkartılarak çözülmeli. İyi ve morali yerinde bir Mehmet Topal, Galatasaray için ekstra güç anlamına geliyor. Takımın geri dörtlüsü ile ileri dörtlüsü arasındaki en kilit mevkide oynayan oyuncuların performansları, takımın performanısını da doğrudan etkiliyor.

2 Ekim 2009 Cuma

Memnun musunuz?

Strum Graz karşısında alınan beraberlik ve neticesinde gelen 1 puan için en güzel yorumu Galatasaray kaptanı Arda Turan yaptı: “Bazen bu 1 puanlar çok önemli olabiliyor. Eskiden bunları kaybediyorduk.”

Galatasaray dün maçı kazandıracak pozisyonları bolca buldu. Özellikle Baros’un kale alanı içerisinden üst direği nişanladığı pozisyon gol olmalıydı, olmadı. İlk yarının sonunda Arda’nın attığı golün faul gerekçesi ile iptal edilmesi, hemen ardından Graz’ın bir kontra atak ile golü kazanması Galatasaray’ın oyun disiplinini hiç eksiltmedi. Oyunun 88. dakikasında, üstelik maç 1-1 beraber giderken, orta saha oyuncularını halen topu ayağa oynarken görmek oldukça sevindirici. Rijkaard’ın sistemine uyum sağlamak için zaman gerektiği, çünkü bu sistemin bizim gibi sabırsız insanların kabullenmesinin zor olduğu ve total futbol yerine gole dayalı futbolu tercih ettiği aşikar.

Beni umutlandıran ise Eskişehir ve Graz maçından sonra Galatasaray taraftarlarının takımı ve teknik direktörünü alkışlayarak uğurlaması. Açıkçası ben bir futbolsever olarak durumdan ve izlediğim futboldan aldığım keyiften son derece memnunum. Bu konuda Galatasaray taraftarının ne düşündüğünü de merak etmiyor değilim. Bakalım sonuç ne yönde çıkacak?